kokot sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte kokot kelimesinin manası:

  1. Aşüfte
    Örnek: Akajudan yapılmış bu narin ve şık dolaplar otuz âşıklı bir kokotun elbise dolaplarına benziyordu. Ö. Seyfettin

kokot ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • akaju: Maun Örnek: Akajudan yapılmış bu narin ve şık dolaplar otuz âşıklı bir kokotun elbise dolaplarına benziyordu. Ö. Seyfettin Maundan yapılmış Örnek: Kenarda akaju bir yazıhane duruyordu. Ö. Seyfettin Devamını Oku

  • tutmak: Elde bulundurmak, ele almak Örnek: Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu. Ö. Seyfettin Ele geçirmek, yakalamak Örnek: Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı. Ö. Seyfettin Avlamak Örnek: Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz. R. H. Karay Yanında bulundurmak, alıkoymak. Devamını Oku

  • boyunbağı çubuğu: Elbise dolaplarının iç taraflarına boyunbağı asmak için konulan ağaç ya da madensel çubuk. Devamını Oku

  • tamamlamak: Eksiksiz, tamam duruma getirmek, bütünlemek Örnek: … sen hele yarın şu sendekileri ver, üstünü bankadan alır tamamlarız. A. İlhan Bitirmek Örnek: Bu, otuz yaşına gelmeden altmışını tamamlamış sıska bir gençti. Ö. Seyfettin Devamını Oku

  • sülüs: Üçte bir. Arap alfabesiyle yazılan bir tür süslü yazı Örnek: Havadaki bu ince duman yığını tıpkı girift bir sülüs yazıya benziyordu. Ö. Seyfettin Erata yolculuklarda indirim sağlayan belge. Devamını Oku

  • çatılı: Çatısı olan (yapı) Örnek: Burası uzaktan beyaz çatılı, tenha bir köye benziyordu. Ö. Seyfettin Çatılmış olan. Başına çatkı bağlanmış olan. Devamını Oku

  • gür: Bol ve güçlü olarak çıkan veya fışkıran Örnek: Gür, kumral saçlarının çerçevelediği narin yüzü kıpkırmızı idi. Ö. Seyfettin Bol, verimli, feyyaz Örnek: Oralarda deve dikenleri ve çalı süpürgeleri gür, yeşil, pembe bitmişti. S. F. Abasıyanık Bol, fazla, güçlü olarak çıkan. Devamını Oku

  • boğazlaşmak: Birbirini boğazlamak Örnek: İçimde bir boşlukla karmakarışık bir doluluk boğazlaşıyor. A. Gündüz Kıyasıya dövüşmek Örnek: Otuz bu kadar devlet, hiç durmadan dinlenmeden boğazlaşabilirler miydi? Ö. Seyfettin Devamını Oku

  • narin: İnce yapılı, yepelek, nazenin Örnek: Bir tezgâhta tülbent dokuyan narin bir kıza âşık oldum. S. F. Abasıyanık İnce, nazik Örnek: Söğüdün yaprağı narindir narin. Halk türküsü İnce yapılı, zarif. ince, zarif yapılı, nazik. zayıf çelimsiz Devamını Oku

  • şayak: Kaba dokunmuş, dayanıklı bir çeşit yün kumaş. Bu kumaştan yapılmış elbise Örnek: Beyaz şayaklar giymiş, kuvvetli, güzel, genç bir âşık. Ö. Seyfettin Devamını Oku

  • kıyafet: Kılık, elbise, giysi Örnek: Kıyafetinden onun da bir kalem beyi olduğu anlaşılıyordu. Ö. Seyfettin Resmî giysi Bk. giysi Devamını Oku

  • nazenin: Cilveli, nazlı Örnek: Kenarın dilberi nazik de olsa nazenin olmaz. Atasözü Narin, ince yapılı. Şımarık, nazlı yetiştirilmiş Örnek: Gel gelelim bu nazeninim, gümrük kolcularıyla fingirdemeye başlamış. R. N. Güntekin Cilveli, nazlı, hoş. Devamını Oku

  • taze: Bozulmamış, bayatlamamış olan Örnek: Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum. Y. Z. Ortaç Dinç, yıpranmamış, yorulmamış Örnek: Yüzü taze, taravetli ve güzeldi. M. Ş. Esendal Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı Örnek: Ağaçların taze yaprakları akşamın serinliğini emiyormuş gibi duruyordu. M. Ş. Esendal Yeni, zamanı geçmemiş Örnek: Orada okuduğum en taze havadis yirmi beş, otuz günlüktü. Halikarnas Balıkçısı Genç kadın Örnek: Şu köşede çocuğuyla beraber bir taze oturuyor. Devamını Oku

  • otuzluk: Yaşı otuz civarında olan. İçinde otuz adet bulunan. Devamını Oku

  • ekim: Ekme işi Örnek: … ekim biçim işlerini tamamıyla kadınlara bırakmışlardı. Ö. Seyfettin Yılın otuz bir gün süren, onuncu ayı, teşrinievvel. 1. toprağa ürün ekme işi. 2. yılın onuncu ayı. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar