konmak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte konmak kelimesinin manası:

  1. Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek
    Örnek: Bir bülbül gelip konmuştu havuzun kıyısına. Ç. Altan
  2. Yolculukta geceyi geçirmek için bir yerde kalmak, konuk olmak.
  3. Kısa bir süre için bir yere yerleşmek, bir yeri yurt edinmek.
  4. Bir şeyi emeksiz edinmek
  5. Koyma işi yapılmak.

konmak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • alıkonmak: Alıkoymak eylemine konu olmak: ıçinde yapmak istediği şeyden alıkonmuş bir adamın can sıkıntısı vardı. Devamını Oku

  • mirasa konmak: Bir kimseye önemlice bir kalıt kalmak. Devamını Oku

  • lüpe konmak: Bir şeyi hiç emek vermeden, bedavadan ele geçirmek. Devamını Oku

  • beleşe konmak: Emek, para vermeden elde etmek. Devamını Oku

  • daldan dala konmak: Sık sık iş, konu ya da düşünce değiştirmek. Devamını Oku

  • hazıra konmak: Başkasının emeğiyle ortaya çıkmış bir şeyden yararlanmak. Devamını Oku

  • oturmak: Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek Örnek: Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu. S. F. Abasıyanık Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak Örnek: Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız. T. Dursun K Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak Örnek: Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti. T. Buğra Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek Örnek: Aynı semtte Devamını Oku

  • gömülmek: Gömme işi yapılmak veya gömme işine konu olmak Örnek: Çok muhteşem bir cenaze töreniyle gömüldü. Ç. Altan Yerleşmek, oturtulmak, kendini gömmek Yok olmak, kaybolmak, görünmez olmak Örnek: Eğer meselede bir sır varsa, o sır Nina Devamını Oku

  • emplacement: İstihkâmda top yeri, topa mahsus platform Tabya Devamını Oku

  • yatmak: Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak Örnek: Dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak. N. Hikmet Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek. Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, Devamını Oku

  • geçirmek: Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek Örnek: Kalanımızı peşine takarak Murat suyunun karşı kıyısına geçirdi. K. Bilbaşar Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Devamını Oku

  • barınmak: Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak Örnek: Dosdoğru teyzemin evine gidecektim, iyi kötü barınacak bir yer… P. Safa Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Devamını Oku

  • sallanmak: Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak, kımıldamak. Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla, o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek. Devamını Oku

  • mıhlanmak: Mıhlama işine konu olmak veya mıhlama işi yapılmak, çivilenmek Örnek: Mukavva yahut kontrplak mıhlanmıştı cam yerine. Ç. Altan Olduğu yerde kalıp bir yere kıpırdayamaz olmak Örnek: Peşinden koşmak istedi. Fakat vücudu sallandı ve bir adım atamadı, mıhlandı. P. Safa Devamını Oku

  • çözülmek: Çözme işine konu olmak Örnek: Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri / Atlarımız çözüldü girdik handan içeri. F. N. Çamlıbel Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak. Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar