küllenmek sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte küllenmek kelimesinin manası:

  1. Genellikle ateşin üzerinde kül oluşmak.
  2. Bir acı, bir sıkıntı unutulur gibi olmak
    Örnek: İçimin ateşi hiç küllenmedi. Seneler geçtikçe daha alevleniyor. Evlat acısı bu ... H. R. Gürpınar

Sponsorlu Bağlantılar

küllenmek ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • içinin ateşi küllenmek: Sıkıntıdan kurtulmak: “İçimin ateşi hiç küllenmedi. Seneler geçtikçe daha alevleniyor. Evlat acısı bu …” -H. R. Gürpınar. Devamını Oku

  • hallenip küllenmek: Kendi olanaklarıyla iyi kötü geçinip gitmek, kendi yağıyla kavrulmak. Devamını Oku

  • döllenmek: Dölleme işine konu olmak, aşılanmak. Devamını Oku

  • evlatlık: Evlat olma durumu Küçük yaştan beri eve alınıp yetiştirilen kimse Örnek: Albayın evlatlığı kendini göstermek için terliklerini şaplata şaplata aşırı bir kırıtışla geçmişti. H. Taner Birinin yasayla evlat hakkı tanıdığı kimse. Devamını Oku

  • oğul: Erkek evlat Örnek: Ertesi günü kardeşimin büyük oğlu geldi. M. Ş. Esendal Bazı kelimelerin anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz. Bir ana arıyla birlikte kovandan ayrılan, yeni yetişmiş arı topluluğu. Devamını Oku

  • evlat edinmek: Yasayla belirtilmiş şartlar içinde bir kimseyi evlat olarak nüfusuna geçirmek Örnek: Daha yüzünü görmeden o da seni kendine evlat edindi. H. R. Gürpınar Devamını Oku

  • kırılmak: Kırma işine konu olmak, bir veya birçok parçaya ayrılmak. Bükülerek kat yeri oluşturmak. Devamını Oku

  • döküntü: Dökülmüş, saçılmış şeyler Örnek: Onlar kendi küfleri, kendi yırtık pırtıkları, kendi döküntüleriyle yaşayabiliyorlar. Y. K. Beyatlı Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk vb. belirti. Devamını Oku

  • küçük ak balıkçıl: Kuşlar (Aves) sınıfının, leyleksiler (Ciconiiformes) takımının, balıkçılgiller (Ardeidae) familyasından, 1 m kadar uzunlukta, tüyleri kar gibi beyaz olan, Güney Avrupa, Afrika, Güney Asya’da görülen, ülkemizin her tarafında ağaç ve fundalıklarda bulunan, bataklık ve su kenarlarında yaşayan, yuvalarını genellikle ağaçlar üzerine yapan bir tür. Devamını Oku

  • eli sıkı: Cimri Örnek: Senin gibi elleri sıkı birkaç pansiyonerimiz daha vardır. H. R. Gürpınar Devamını Oku

  • yamaklık: Yamak olma durumu Örnek: Yenilere de el ulaklığı, bahçıvan yamaklığı gibi daha aşağılık işler düşüyor. H. Taner Devamını Oku

  • günde sekiz saat ya da daha az çalışmayı gerektiren tüzük: Günde sekiz saatten daha çok olmamak koşulu ile sağlığı üzerinde yapacağı olumsuz etkiler göz önünde tutularak ne gibi işlerde işçinin kaç saat çalıştırılabileceğini nedenleriyle saptayan tüzük. Devamını Oku

  • çobanlık: Çoban olma durumu veya çobanın gördüğü iş Örnek: Sen bunların içinde en güzelini, bir sürünün başında çobanlığı seçmiştin. S. F. Abasıyanık Çobana verilen ücret. Genellikle , çiftçilikle birlikte yapılan, hayvan beslemeye dayanan ve Devamını Oku

  • kısaltmak: Kısa duruma getirmek Örnek: Ben bu sözü biraz daha kısaltarak tekrar edeceğim. R. N. Güntekin Kısa gibi göstermek. Devamını Oku

  • dökülmek: Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak Örnek: Tepesinden saçları bir hayli dökülmüştü. S. F. Abasıyanık Kumaş dökümlü olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar