kurcalanmak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte kurcalanmak kelimesinin manası:

  1. Kurcalama işi yapılmak
    Örnek: Kadıncağız kapı kurcalanırken hırsız sanıp bayılmış. H. Taner

kurcalanmak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • çıkmak: İçeriden dışarıya varmak, gitmek Örnek: Ortalık ağarırken bir arkadaşımla yorgun adımlarla konaktan çıktık. F. R. Atay Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek Örnek: Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı. Atatürk Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak Örnek: Çiçeği burnunda subay çıkar çıkmaz, ben size bir emir eri bulurum. H. Taner Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek Örnek: Yeni evimizden çıkıp Devamını Oku

  • savrulmak: Savurma işi yapılmak Örnek: Ona savrulan küfürlerin, tükürülen tükürüklerin bini bir para oldu. H. Taner Dağılmak, saçılmak. Devamını Oku

  • elenmek: Eleme işine konu olmak veya eleme işi yapılmak Örnek: Kuyunun başında unum elenir / Kaytan bıyıklarım kana belenir. Halk türküsü Sınavda başarısız sayılmak Örnek: İstekliler birer birer elenince en heveslisi ile karşı karşıya kaldı. H. Taner Süzülmek Örnek: Bahçeye, kafeslerde elenen solgun bir ışık vurmuş. Y. Z. Ortaç Yarışma dışı kalmak, yarışmadan çıkarılmak. Devamını Oku

  • durulmak: Duru duruma gelmek. Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükûn bulmak Örnek: Kar ve fırtına durulmuş, hava birden açıvermişti. H. Taner Uslanmak, sakinleşmek Örnek: Canı yanan kısrak acı bir kişneme salıverdikten sonra birdenbire duruldu. H. Devamını Oku

  • dökülmek: Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak Örnek: Tepesinden saçları bir hayli dökülmüştü. S. F. Abasıyanık Kumaş dökümlü olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Devamını Oku

  • hissetmek: Fiziksel bir uyarıyı duymak Örnek: Ben öyle dalmış düşünürken, omuzumda bir el hissettim. H. Taner Bir şeyden etkilenmek, duymak. Sezmek, farkına varmak, anlamak Örnek: Bu yıkılışın ona geldiğini hep hissediyorduk. F. R. Atay Devamını Oku

  • boşaltmak: Boş duruma getirmek. Dökmek, boca etmek Örnek: Tavşan kanı çayı ince belli çay bardağına boşalttı. H. Taner Bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak Örnek: Yayla devriyesi bizden yardım istemek için havaya Devamını Oku

  • bakınmak: Bakma işi yapılmak, çevreye göz gezdirmek, araştırmak Örnek: Şaşkın şaşkın etrafıma bakınırken rehberim beni otele soktu. R. H. Karay Muayene olmak. Devamını Oku

  • dikilmek: Dikme (I) işi yapılmak. Dik duruma gelmek. Devamını Oku

  • kasım kasım: Kasılmak eylemiyle birlikte çok büyüklenmek, gururlanmak anlamında kullanılır. “Gururlanmak, büyüklük taslamak, büyüklenmek” anlamlarındaki kasım kasım kasılmak deyiminde geçen bir söz Örnek: Herkesin kasım kasım kasıldığı buz gibi bir davetti. H. Taner Devamını Oku

  • dağılmak: Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak Örnek: Yolcular artık yavaş yavaş dağılıyorlardı. H. Taner Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak Örnek: Kentin eski merkezindeki evler kendiliğinden yıkılıyor, bahçe duvarları dökülüp dağılıyordu. Devamını Oku

  • hışırdamak: Kâğıt, kumaş, kuru yaprak vb. nesneler birbirlerine sürtünürken, buruşturulurken “hışır” diye ses çıkarmak Örnek: Tepemizdeki çınarın yaprakları ılık bir rüzgârla tatlı tatlı hışırdıyordu. H. Taner Devamını Oku

  • gezdirilmek: Gezdirme işi yapılmak Örnek: Yanı başında gezdirilecek, ele güne karşı övünçle çıkartılacak aydın bir Türk kadınıdır. H. Taner Devamını Oku

  • tartışılmak: Tartışma işi yapılmak Örnek: Aileyi ilgilendiren bir konu tartışılırken amcasına bütün ömründe ilk ve son defa bağırıvermişti. T. Buğra Devamını Oku

  • sıkılmak: Sıkma işi yapılmak. Can sıkıntısı duymak Örnek: Bu merasimden fazla sıkıldığını belli eden bir sabırsızlıkla kapıdan yana bakmaya başladı. H. Taner Utanıp çekinmek Örnek: O dakikadan dakikaya daha ziyade şaşırıyor, sıkılıyor, buradan kurtulmak istiyordu. M. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar