lackadaisical sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte lackadaisical kelimesinin manası:

  1. Canından bezmiş gibi, cansız
  2. Alakasız, uyuşuk, tembel.
  3. Cansız, uyuşuk, bezgin

lackadaisical ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi: Tembel, uyuşuk, cansız, miskin. 1) tembel, uyuşuk, cansız, miskin; 2) çok derin bir biçimde. Devamını Oku

  • sluggish: Ağır, bati Ağır yürür veya hareket eder Devamını Oku

  • world weary: Dünyadan bezmiş. Yaşamaktan bıkmış, hayatından bezmiş Devamını Oku

  • twiddler: Tembel tembel çalan kimse, tembel tembel oynayan kimse, döndüren kimse (parmaklarını veya diğŸer bir nesneyi) Devamını Oku

  • lounge: Uzanmak, yayılmak, tembellik etmek, tembel tembel sürtmek Tembelce uzanmak veya yayılıp oturmak Devamını Oku

  • stagnant: Durgun, hareketsiz, tembel, mıymıntı, ruhsuz, sönük, cansız Durgun, hareketsiz, bayatlamış, bozulmuş (su) Devamını Oku

  • exhausted: Tükenmiş, bitmiş, canı çıkmış, takatsiz, bitkin, dermansız, turşu gibi, bezgin, bitap, halsiz TükenmişŸ, bitmişŸ, canı çıkmışŸ (Argo), takatsiz, bitkin, dermansız, turşŸu gibi, bezgin, bitap, halsiz Devamını Oku

  • inorganik: Cansız olan. Organik olmayan, anorganik. Devamını Oku

  • haksızlığa uğramak: Adalete aykırı bir duruma düşmek, haksızlıkla karşılaşmak: “Gücenik, haksızlığa uğramaktan bezmiş gibi susuyor.” -İ. Aral. Devamını Oku

  • haksızlığa uğramak: Adalete aykırı bir duruma düşmek, haksızlıkla karşılaşmak: “Gücenik, haksızlığa uğramaktan bezmiş gibi susuyor.” -İ. Aral. Devamını Oku

  • singsong: Monoton bir sesle söylemek, cansız söylemek, tekdüze bir tonda konuşmak Aynı tempoda ve cansız bir makamla okuma Devamını Oku

  • lazy: Tembel, aylak, uyuşuk, gevşek, ağır Tembel, ağır, uyuşuk, haylaz, miskin, üşengeç Devamını Oku

  • do nothing: Tembel, aylak, haylaz Tembel, boş gezenin boş kalfası Devamını Oku

  • indolent: Ağrısız Tembel, uyuşuk, üşengeç, ağırkanlı, ağrısız, ağrı vermeyen Devamını Oku

  • öyle: Onun gibi olan, ona benzer Örnek: Ben öyle bir şey demedim. R. H. Karay O yolda, o biçimde, o tarzda Örnek: … öyle tembel tembel salınışları, birdenbire öyle bir duruşları, arkalarına bir bakışları var ki, insanı çileden çıkarıyor. Y. K. Karaosmanoğlu O denli, o kadar, o derece Örnek: Bugünlerde biraz üzüntü içindeysen de, kasavetlenmeyesin öyle. O. C. Kaygılı İçinde “ne, nasıl” vb. sorular bulunan Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar