limonluk sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte limonluk kelimesinin manası:

  1. Sıcak iklim bitkilerinin korunduğu ve yetiştirildiği, bir bölümü veya bütünü camlı, kapalı yer, ser (II), sera
    Örnek: Köşkün yanından kıvrılıp arkadaki limonluğa doğru yürüyorlardı. M. Yesarî
  2. Limon ağaçlarının bulunduğu yer, limon bahçesi
    Örnek: Taksim gezisi öğleden sonra ılık bir limonluk gibidir. B. Felek
  3. Üzerine kesilmiş limon bastırılıp sıkılan, ortası tümsek ve oluklu küçük araç.
  4. Merdiven, balkon vb. yerlerin kıyılarına çekilen, 20-30 cm yüksekliğindeki set, tavhane.

limonluk ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • basmak: Vücudun ağırlığını verecek biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak Örnek: Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına. C. Külebi Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek Örnek: Motor çalıştıktan Devamını Oku

  • kakül: Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç, kırkma, kâhkül, perçem. Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç, perçem Örnek: Kâküllerini alnına düşürmüş, yanakları al al… A. İlhan Devamını Oku

  • kakül: Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç, kırkma, kâhkül, perçem. Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç, perçem Örnek: Kâküllerini alnına düşürmüş, yanakları al al… A. İlhan Devamını Oku

  • patron: Bir ticaret veya sanayi kurumunun sahibi, başı, işvereni Örnek: Bizim gazetecilerin çoğu patronu hesabına suç yüklenir. B. Felek Bir kuruluşta, bir iş yerinde makam bakımından yetkili kimse. Sözü geçen paralı kimse. Devamını Oku

  • öğle: Gün ortası Örnek: Ertesi gün öğleye kadar nasıl vakit geçireceğini bilemedi. P. Safa Ezanı. Namazı Örnek: Öğleyi de kılar, sonra ağıla çıkarım. Ö. Seyfettin Öğle ezanı. Devamını Oku

  • öğle: Gün ortası Örnek: Ertesi gün öğleye kadar nasıl vakit geçireceğini bilemedi. P. Safa Ezanı. Namazı Örnek: Öğleyi de kılar, sonra ağıla çıkarım. Ö. Seyfettin Öğle ezanı. Devamını Oku

  • yakınsak mercek: Bkz. tümsek mercek. Bkz. tümsek mercek. Devamını Oku

  • numara: Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam. Ölçü, derece. Devamını Oku

  • spermayı dondurma: Erkek damızlıktan alınan spermanın makroskopik ve mikroskopik muayeneleri yapıldıktan sonra belli oranda sulandırılması, gliserilizasyon ve ekilibrasyon işleminin yapılması ve payetlere doldurulduktan sonra uçları kapatılmış olan payetlerin oluklu raflar üzerine dizilerek sıvı azot buharında (-130 oC) 2-7 dakika bekletilerek dondurma. Devamını Oku

  • spermayı dondurma: Erkek damızlıktan alınan spermanın makroskopik ve mikroskopik muayeneleri yapıldıktan sonra belli oranda sulandırılması, gliserilizasyon ve ekilibrasyon işleminin yapılması ve payetlere doldurulduktan sonra uçları kapatılmış olan payetlerin oluklu raflar üzerine dizilerek sıvı azot buharında (-130 oC) 2-7 dakika bekletilerek dondurma. Devamını Oku

  • bastırmak: Basma işini yaptırmak Örnek: Çok güçlüydü, bastırdı, omuzlarını yatağa yapıştırdı âdeta. T. Dursun K Zararlı bir olayı önlemek. Durdurmak. Devamını Oku

  • çit: Bağ, bahçe, bostan vb. yerlerin çevresine çalı, kamış, ağaç dalı gibi şeylerden çekilen duvar türü, çeper, barı Örnek: Çitten her akşam yaptığım gibi mektepten kalmış bir spor aşkı ile atladım. S. F. Abasıyanık Pamuktan dokunmuş basma. Devamını Oku

  • akma hançer: Ortası oluklu hançer. Devamını Oku

  • stub: (-bed, -bing) kesilmiş ağaç gövdesi, kütük Mum dibi Devamını Oku

  • ıstampa: Ağaç, metal vb. üzerine oyulduktan sonra bir yere basılan biçim. Bu tür biçim veya resimleri basmaya yarayan kalıp, damga, mühür. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar