mahkemeye düşmek sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte mahkemeye düşmek kelimesinin manası:

  1. Davacı ya da davalı olmak.

Sponsorlu Bağlantılar

mahkemeye düşmek ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • mahkemeye düşmek: Davacı ya da davalı olmak. Devamını Oku

  • appearance: Görünüş, gösteriş Dış görünüş, zevahir Devamını Oku

  • surrejoinder: Davalının ikinci cevabına karşı davacının cevabı. Davacının ikinci cevabına cevap yazısı Devamını Oku

  • yargılamak: Yargıç, bir karara varmak için davalı ile davacıyı dinleyerek sonuca varmak. Herhangi bir kimse, şey, konu vb.yle ilgili olumlu veya olumsuz görüş belirtmek. Devamını Oku

  • yansızlık: Yansız olma durumu, bitaraflık, tarafsızlık. Yargıcın, çözümlediği uyuşmazlıkla ilgili bütün işlemlerde, davalı ve davacılardan herhangi birine karşı yan tutmaması durumu. Devamını Oku

  • in the presence of both parties: İki tarafın da mevcut olmasıyla, iki tarafında bulunmasıyla, hem davalı hem de davacının hazır bulunmasıyla Devamını Oku

  • equity: Adalet, insaf, hakkaniyet,denkserlik Resmi kanunlara ilave edilen adalet üzerine kurulmuş kurullar ve evvelki emsal Devamını Oku

  • defendant: Müddeialeyh, davalı. Davalı, sanık, zanlı Devamını Oku

  • appellee: Dava temyizinde davalı. Temyizde davalı taraf, aleyhinde temyize başvurulan taraf Devamını Oku

  • duruşma: Davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi, mahkeme, murafaa Örnek: Ortada zaptiyesiyle, hapishanesiyle, hâkimleri, duruşmaları ile devlet kuvveti vardı, karşı durulamazdı. T. Buğra Sanığın üstüne atılan suçu işleyip işlemediğini saptamak üzere, yanların hazır bulundukları sırada yüzlerine karşı sözlü olarak yargılama yapılması ve yargılamayı yargı ile sonuçlandıracak işlemlerin tümü. Devamını Oku

  • müdafi: Savunucu. Bir davada, davacı veya davalının haklarını savunan (kimse). Devamını Oku

  • plaintiff: Davacı. Davacı, şikayetçi Devamını Oku

  • respondent: Cevap veren, karşılık veren, cevap niteliğinde, savunma yapan, davalı Davalı, sanık, savunma makamı Devamını Oku

  • esir düşmek: Tutsak olmak. Tutsak olmak: “Beyhude ölmektense esir düşüp yaşamayı tercih ettikleri için teslim oldular.” -Y. K. Beyatlı. Devamını Oku

  • uygun düşmek: Yakışmak, yaraşmak, elverişli olmak. Yakışmak, yaraşmak, elverişli olmak: “Umduk, bekledik, düşündük. Hangi şey umduğumuza uygun düştü?” -Y. K. Karaosmanoğlu. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar