mantarlı sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte mantarlı kelimesinin manası:

  1. İçinde mantar bulunan, içine mantar konulmuş olan.
  2. Mantarı olan.
  3. Mantar hastalığına yakalanmış
    Örnek: Arabalarda, manda sırtında, insan omzunda, kel, kör, uyuz, egzamalı, mantarlı, cüzzamlıya kadar bir köylü kafilesi tam bu zamanda gelir. S. F. Abasıyanık

mantarlı ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • mantarlık: Yenilebilen mantarların yetiştirildiği yer. İncelenmek amacıyla mantar kültürlerinin saklandığı yer. Devamını Oku

  • kel: Vücudun kıllı yerlerinde üreyen bir tür mantarın, kılların dökülmesine yol açtığı bulaşıcı bir hastalık. Saçı dökülmüş olan (kimse). Devamını Oku

  • uyuz böceği: Uyuz böceklerinden, uyuz hastalığına yol açan örümceğimsilere örnek tür (Sarcoptes scabiei). Örümceğimsiler (Arachnoidea) sınıfının, keneler (Acarina) takımından, sırt bölgesinde sivri uçlu diken ve tüyler bulunan, dişisi insanların üst derisinde 1 Devamını Oku

  • cüzzamlı: Cüzzam hastalığına tutulmuş olan Örnek: İnsanlara sürünmemek için bir cüzzamlı hâletiruhiyesiyle çekingendi. S. F. Abasıyanık Devamını Oku

  • karantina: Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup gözlemlenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi. Hastanelerde, yatacak hastaların kayıt ve kabul edildikleri yer. Devamını Oku

  • uyuz: Böceğinin, üst derinin altına girerek yaptığı kaşındırıcı, bulaşıcı bir deri hastalığı. Bu hastalığa tutulmuş olan Örnek: Uyuz köpekler gibi ne arkadan geliyorsun? S. Birsel Hareketli, canlı olmayan, uyuşuk, pısırık, miskin kimse Örnek: Bu uyuz, can Devamını Oku

  • çopur: Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan, aşırı çiçek bozuğu olan (kimse) Örnek: Etrafıma bakıyor, bu kadar insan içinde çopur yüzü, yanık dudağı… R. N. Güntekin Devamını Oku

  • cerib: hububat için kullanılan bir ölçek Uyuz hastalığına tutulan. Uyuz marazına tutulmuş olan. Uyuz. Devamını Oku

  • öyle: Onun gibi olan, ona benzer Örnek: Ben öyle bir şey demedim. R. H. Karay O yolda, o biçimde, o tarzda Örnek: … öyle tembel tembel salınışları, birdenbire öyle bir duruşları, arkalarına bir bakışları var ki, insanı çileden çıkarıyor. Y. K. Karaosmanoğlu O denli, o kadar, o derece Örnek: Bugünlerde biraz üzüntü içindeysen de, kasavetlenmeyesin öyle. O. C. Kaygılı İçinde “ne, nasıl” vb. sorular bulunan Devamını Oku

  • taşlı: İçinde taş olan, taş karışmış olan (tahıl, bakliyat vb.) Örnek: Yağsız köpüklü ayranlar içmiş, taşlı bulgur pilavı yemişler. S. F. Abasıyanık Üzerinde taş bulunan Örnek: İri taşlı tespihinin parmakları arasında arada bir şıkırdaması… R. N. Güntekin Üzerinde süs taşı bulunan. Devamını Oku

  • dramatik: Sahne oyununa özgü olan Örnek: Bu oyunun dramatik çatısını ben koyacaktım. H. Taner İçinde gerilim, çatışma vb. olaylar bulunan, insan ilişkileri ile gelişen (eser, olay). Coşku veren, duyguları kamçılayan. Devamını Oku

  • dökmek: Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak Örnek: İhtiyar karısı pırıl pırıl kalaylı maşrapa ile ona su dökecek. S. F. Abasıyanık Belli bir yere boşaltmak. Akıtmak, düşürmek Örnek: Annem bunu Devamını Oku

  • salgın: Kısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan, müstevli. Bir hastalığın veya başka bir durumun yaygınlaşması ve birçok kimselere birden bulaşması. Devamını Oku

  • bugünlerde: İçinde bulunduğumuz zamanda, bu birkaç gün içinde Örnek: Bugünlerde İstanbul nahiyelerinin birinde gecelerimi geçirmek mecburiyetindeydim. S. F. Abasıyanık Devamını Oku

  • norveç uyuzu: Kirli kimselerin derisinde, kalın kabuklanmalarla ortaya çıkan ve ilk önce Norveç’te görülen bir çeşit süreğen uyuz; kabuklu uyuz. Sarcoptes scabiei’nin neden olduğu, akarlara karşı normal olmayan bir bağışık cevaba sahip Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar