mesel sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte mesel kelimesinin manası:

  1. Örnek alınacak söz
    Örnek: Büyük annemin sık sık kullandığı bir mesel belleğimde beliriyor. H. Taner
  2. Atasözü.
  3. Eğitici hikâye veya masal.
  4. Bk. maksim

mesel ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • darbımesel: Atasözü, atalar sözü Örnek: Diğer ülkelerde Türk gençleri gibi kahraman, Türk kızları gibi ince, Türk gibi hür yollu darbımeseller vardı. Y. K. Beyatlı Devamını Oku

  • iradımesel: Bir düşünceyi atasözleri, özdeyiş vb. ile güçlendirme. Devamını Oku

  • irsali mesel: Konuşurken meşhur hikmetli sözleri kullanmak.”Hakir olduysa millet, şanına noksan gelir sanmaYere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten.””Muini zalimin dünyada erbab-ı denaettir.Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten.”(Namık Kemal) (Osmanlıca’da yazılışı: irsal-i mesel) Devamını Oku

  • gülmek: İnsan, hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak Örnek: O ne söylese sinirli sinirli ve tabii olmayan gülüşü ile gülüyordu. H. E. Adıvar Mutlu, sevinçli zaman geçirmek, eğlenmek, hoşça vakit geçirmek. Devamını Oku

  • anı: Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin saklandığı her türlü iz, hatıra Örnek: Üstadın bu anıyı anarken gözlerindeki mutluluk pırıltısına gıpta etmiştim. H. Taner Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra yaşanmış olaylardan belleğin sakladığı Devamını Oku

  • byword: Darbımesel, atasözü Çok kullanılan bir deyim. Devamını Oku

  • adage: Atasözü, darbımesel, vecize. Atasözü, özdeyiş Devamını Oku

  • taramak: Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek Örnek: Anası sabaha kadar saçlarını tarıyor, düşünüyor, ürküyordu. Y. Kemal Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak Örnek: Birdenbire uzun bir ışık, sol tarafımızdaki sırtları taradı. H. E. Adıvar Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri tarak, tırmık vb. ile ayıklamak, taraklamak. Devamını Oku

  • dictum: Yetkili hüküm veya söz Hüküm, hukuki mütalâa Devamını Oku

  • gnome: Yeraltındaki hazinelerin bekçileri farzolunan biçimsiz cüceler. Vecize, atasözü, darbımesel. Devamını Oku

  • proverbial: Atasözü olmuş, atasözü gibi, meşhur, bilinen Darbımesele ait, darbımesel gibi, atasözü kabilinden Devamını Oku

  • zapt etmek: Zorla almak Tutmak Örnek: Neveser bir sevinç çığlığını zor zapt etmişti. A. İlhan Bir şeyi güç kullanarak önlemek Örnek: El ele vermiş polisler kaldırımlardan taşan halk kitlesini zor zapt ediyorlardı. H. Taner Yazıya geçirmek. Devamını Oku

  • saw 2: Atasözü, darbımesel. Devamını Oku

  • neşide: Bir toplulukta okunmaya değer şiir Örnek: Neşidesini okurken, birdenbire bir açılışı, bir derinleşmesi vardır. M. Ş. Esendal Atasözü gibi kullanılan beyit veya dize. Şiir, manzume. Devamını Oku

  • saying: Söz, lakırdı, darbımesel, tabir. Söz, özlü söz, söyleme, atasözü, özdeyiş Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar