mızıkalı sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte mızıkalı kelimesinin manası:

  1. Mızıkası olan.
  2. Sarayın müzik takımında çalışan kimse.

mızıkalı ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • bostancı: Bostan işleriyle uğraşan kimse. Osmanlı tarihinde sarayın korunmasına ve şehrin güvenliğine bakmakla görevli olan erlerden her biri. Devamını Oku

  • odalı: Herhangi bir sayıda odası olan Topkapı Sarayı’nda oturan saray adamları. Devamını Oku

  • ibrikçi: İbrikle su taşıyan kimse. İbrikle su döken kimse. Devamını Oku

  • tüfekçi: Tüfek yapan, onaran veya satan kimse. Padişah ve sarayı korumakla görevli olan. Devamını Oku

  • baltacı: Balta yapan veya satan kimse. Odun kırıcı. Devamını Oku

  • palace: Palas, saray Saray Saray gibi Devamını Oku

  • zülüflü baltacılar: Topkapı sarayının içsaray bölümünde hizmet ve koruma ile görevli baltacılar. Devamını Oku

  • hekimbaşı: Osmanlı İmparatorluğunda sarayda hekimlik görevini yürüten en kıdemli, yetkili ve padişahın özel doktoru olan kimse. Osmanlı sarayının ve tüm ülkenin sağlık işlerinden sorumlu olan kişi. Devamını Oku

  • avcı: Avı kendine iş edinen kimse Örnek: Avcı, elinde ipi silkeleyerek yavaş yavaş ağını çekiyordu. M. Ş. Esendal Başka hayvanları yakalamakta usta olan (hayvan). Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, Devamını Oku

  • müneccimbaşı: Saray hizmetinde bulunan bilginlerden gök bilimiyle uğraşanlara verilen unvan. Osmanlılarda, önemli bir işe girişilirken gökbilim hesaplarına dayanarak uğurlu vakti seçmekle, günbilik ve yıllık düzenlemekle uğraşan saray görevlisi. Devamını Oku

  • mabeyin: Ara. Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire. Devamını Oku

  • birun: Osmanlı sarayında Harem dairesinin ve Enderun’un dışında kalan bölüm. Bk. dışsaray Devamını Oku

  • kalıpçı: Kalıp yapan veya satan kimse. Görevi herhangi bir şeyi kalıba vurmak olan kimse. Devamını Oku

  • akağalar kapısı: Topkapı sarayında içsaray ile dışsarayı birbirinden ayıran üçüncü kapı. Devamını Oku

  • languisher: Takati kesilmişŸ olan kimse, zayıf düşŸmüşŸ olan kimse; ilgisizlikten yakınan kimse; özleyen kimse, hasret olan kimse; kederli bir hali olan kimse Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar