musaddar sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte musaddar kelimesinin manası:

  1. (Sudur. dan) Çıkmış, sudur etmiş.

musaddar ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • ebu katade haris bin ribiy r: Ensardan ve Resül-ü Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ın süvarilerindendir. 170 Hadis-i Şerif rivayet etmiştir. Uhud Gazvesinden itibaren bütün muharebelere iştirak etmiş bir kahraman olup 74 tarihinde 80 yaşında iken Medine’ye avdetinde vefat etmiştir. (R.A.) (Osmanlıca’da yazılışı: ebu katade haris bin rib’iy r) Devamını Oku

  • ebu katade haris bin ribiy: Ensardan ve Resül-ü Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ın süvarilerindendir. 170 Hadis-i Şerif rivayet etmiştir. Uhud Gazvesinden itibaren bütün muharebelere iştirak etmiş bir kahraman olup 74 tarihinde 80 yaşında iken Medine’ye avdetinde vefat etmiştir. (R.A.) (Osmanlıca’da yazılışı: ebu katade haris bin rib’iy) Devamını Oku

  • ebu katade haris bin ribiy: Ensardan ve Resül-ü Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ın süvarilerindendir. 170 Hadis-i Şerif rivayet etmiştir. Uhud Gazvesinden itibaren bütün muharebelere iştirak etmiş bir kahraman olup 74 tarihinde 80 yaşında iken Medine’ye avdetinde vefat etmiştir. (R.A.) (Osmanlıca’da yazılışı: ebu katade haris bin rib’iy) Devamını Oku

  • acknowledged the urgency: Aciliyetini kabul etmişŸtir, zorunluluğŸunu fark etmişŸtir, önemini fark etmişŸtir Devamını Oku

  • satisfied him: Onu hoşŸnut etmişŸ, onu tatmin etmişŸ, onu memnun etmişŸ Devamını Oku

  • içilmek: İçme işi yapılmak Örnek: Yeni yağmura kadar kullanılan, içilen ve hurmalıklara akıtılan bu sudur. R. H. Karay Devamını Oku

  • icazeti fiiliye: Bir kimseden izin ve ruhsata delalet eden bir fiil ve hareketin sudur etmesi. (Osmanlıca’da yazılışı: icazet-i fiiliye) Devamını Oku

  • hadısi kudsı: Manası Peygamberimiz’e (A.S.M.) vahy veya ilham edilen, kelimesi kendisinden sudur eden kudsi kelam. (Osmanlıca’da yazılışı: hadîs-i kudsî) Devamını Oku

  • challenged him: Ona meydan okumuşŸ, otoritesini sorgulamışŸ, cüret etmişŸ, ona karşŸı koymuşŸ; onu test etmişŸ, onu suçlamışŸ Devamını Oku

  • challenged him: Ona meydan okumuşŸ, otoritesini sorgulamışŸ, cüret etmişŸ, ona karşŸı koymuşŸ; onu test etmişŸ, onu suçlamışŸ Devamını Oku

  • served as a catalyst: Katalizör olarak hizmet etmişŸ, birşŸeyi hızlandırmışŸ, teşŸvik etmişŸ Devamını Oku

  • üsame bin zeyd: Resül-Ü Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ın azadlısı olan Zeyd bin Harise’nin oğludur. Meşhur sahabedendir. 128 Hadis-i Şerif rivayet etmiştir. 75 yaşında iken 54 yılında vefat etmiştir. (R.A.) Devamını Oku

  • hatıcei kübra: Peygamberimizin (A.S.M.) ilk zevcesi ve mü’minlerin annesi. Yirmidört sene bütün varlığıyla ve mülküyle Peygamber Efendimize hizmet etmiş ve Ona ilk olarak iman etmiştir. (Radıyallahu Anha) (Osmanlıca’da yazılışı: hatîce-i kübra) Devamını Oku

  • ebu talha zeyd bin sehl: Ashab-I Kiram arasında, sayılı kahramanlardan ve atıcılardandır. Resul-ü Ekreme (A.S.M.) atılan oklara göğsünü germiştir. 20 Hadis-i Şerif rivayet etmiştir. Hicri 34 tarihinde vefat etmiştir. Bütün muharebelere katılmış bir kahraman-ı İslamdır. (R.A.) Devamını Oku

  • mümine: İnanmış, iman etmiş. İslam dinine inanmış, Müslüman. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar