ödeşmek sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte ödeşmek kelimesinin manası:

  1. Birbirine olan borçları ödeyip alacak verecek bırakmamak.
  2. Karşılık olarak benzer iş, hareket yapıp veya bir şey verip borçlu kalmamak
    Örnek: İçinden, yarın paydosu biraz erken çalar, ödeşiriz, diye düşündü. H. Taner

ödeşmek ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • değmek: Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, dokunmak, temas etmek Örnek: Kapıdan bir an birbirimize değerek girdik. Y. Z. Ortaç Ulaşmak, erişmek. İstenilen yere düşmek, rast gelmek, isabet etmek. Devamını Oku

  • değişmek: Başka bir biçim veya duruma girmek, tahavvül etmek Örnek: Ben gelirken yarım saat içinde hava değişmiş, kara yel kudurmuştu. S. F. Abasıyanık Yerine başka şey veya kimse gelmek Örnek: Eskiler arasında duvardaki saatli maarif takvimleri de değişmiş oluyordu. N. Cumalı Karşılıklı alıp vermek, mübadele etmek. Devamını Oku

  • deşmek: Oymak, delmek, yara açmak, içini açmak, karıştırmak, kazmak. Bir sorunun üzerinde yeniden durmak, hatırlatmak, kurcalamak Örnek: Bu hatıraları daha deşmek istemiyorum. H. E. Adıvar Devamını Oku

  • değirmileşmek: Değirmi duruma gelmek. Devamını Oku

  • değer biçmek: Bir şeyin değerini belirtmek, koymak. Devamını Oku

  • göz değmek: Uğursuzluk, kötülük getirdiğine inanılan kıskanç ya da hayran bakışlar dolayısıyla kötü bir duruma düşmek. Devamını Oku

  • mecrası değişmek: (akarsu için) akış yolu, yönü değişmek. Devamını Oku

  • yarasını deşmek: Acıyı, üzüntüyü anımsatmak, tazelemek. Devamını Oku

  • yarın: Bugünden sonra gelecek ilk gün Örnek: Yarın paydosu biraz erken çalarız, ödeşiriz. H. Taner Gelecek, ilerideki zaman. Bugünden sonra gelecek ilk günde. Devamını Oku

  • öpüşmek: Birbirini öpmek Örnek: Çok göreceğim geldi diye boynuna sarıldı, öpüştüler… B. Felek Nesnelerin parçaları birbiriyle tam olarak yan yana bulunmak, teması olmak Örnek: Parmaklıklı demir kapılar birbiriyle tam öpüşmemişti. Ç. Altan Devamını Oku

  • geçmek: Bir yerden başka bir yere gitmek Örnek: Elindeki kitabı bırakıp bulundukları odaya geçtim. T. Buğra Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. Devamını Oku

  • erişmek: Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak Örnek: Genç yaşında üne erişmiş, yönettiği oyunlar afişlerden inmemiş. N. Cumalı Bir yere ulaşmak, varmak Örnek: Boyu bir elli beş olduğu için, eli ancak on beşinci düğmeye erişebilmektedir. H. Taner Bitkiler veya bunların ürünleri olgunlaşmak. Devamını Oku

  • büyümek: Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek Örnek: Büyür güzellikleri, vücutları, kısmetleri çocuklar uyurken. F. H. Dağlarca Yetişmek Örnek: İhtiyar Süleyman Çavuşun ellerinde büyüdüm. A. Gündüz Yaşı artmak, yaşlanmak Örnek: Fakat büyüdükçe o kadar sevdiği bu oyunlara veda etmek lazım gelecekti. Ö. Seyfettin Artmak, güçlenmek, şiddeti artmak Örnek: İkinci de okuduktan sonra kavga büyüdü. M. Ş. Esendal Sayıca artmak. Devamını Oku

  • yürümek: Adım atarak ilerlemek, gitmek Örnek: Kafası yerde, kamburunu çıkarmış, yürüyordu. H. Taner Karada veya suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek. Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek. Devamını Oku

  • düşmek: Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek Örnek: Havada uçan kuş vurulmuş gibi birdenbire sokağa düşüyor. R. N. Güntekin Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek Örnek: Çocukken ağaçtan düşüp ayağım kırılmıştı da ağlayamamıştım. S. F. Abasıyanık Yere devrilmek, yere serilmek. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar