oflamak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte oflamak kelimesinin manası:

  1. "Of" diyerek sıkıntı, bezginlik, usanç, acı veya yorgunluk duyduğunu belli etmek.

oflamak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • oflamak puflamak: “of puf” diyerek sıkıntı, bezginlik, usanç, acı ya da yorgunluk duyduğunu belli etmek. Devamını Oku

  • of: Sıkıntı, bezginlik, usanç, acı, yorgunluk vb. duyguları belirten bir söz Örnek: Of, bıktım artık! Of, kolum acıdı! Bu da ne karışık bir rüya imiş, diye söyleniyordu. A. Ş. Hisar Devamını Oku

  • ahlamak oflamak: Yakınmak sızlanmak. Devamını Oku

  • fütur: Bezginlik, umutsuzluk, usanç Örnek: Bu hülya uzaklaştıkça ruhta zehirli bir fütur husule geliyordu. H. C. Yalçın Yeis. Ümidsizlik. Usanç. Devamını Oku

  • illallah: Usanç ve bezginlik anlatan bir söz. Devamını Oku

  • taab: Yorgunluk. Sıkıntı. Zahmet. Bezginlik. Eziyet. Devamını Oku

  • bezginlik: Bezgin olma durumu, usanç, yorgunluk Örnek: Gider gitmez de teselli kabul etmez bir bezginliğe, üzüntüye düşmüştüm. R. H. Karay Devamını Oku

  • sıkıntı: İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet Örnek: İçinin sıkıntısını mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı. P. Safa Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, meşakkat, mihnet Örnek: Sıkıntı ve ıstırapla sağa sola döndüm. A. Gündüz Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı Örnek: İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim. S. F. Devamını Oku

  • express: Tarif etmek İfade etmek, beyan etmek, anlatmak: yüz ifadesi veya mimiklerle anlatmak, belli etmek Devamını Oku

  • şart etmek: “şart olsun” diyerek yemin etmek Örnek: Anası, oğlan gelirse içeri almayacağına şart etmişti. M. Ş. Esendal Devamını Oku

  • idolized him: Onu idolleşŸtirdi, ona tapındı, ona büyük saygı duydu, ona büyük hayranlık duydu Devamını Oku

  • manifest: Aşikar, gizli olmayan. Belli Manifesto, Devamını Oku

  • show: Eski veya shew göstermek, arzetmek, göz önüne koymak İhsan etmek Devamını Oku

  • reveal: Pencere veya kapı çerçevesinden duvarın kenarına kadar olan kısım, açıt yanağı. İfşa etmek, açıklamak, açığa vurmak Devamını Oku

  • assure: Temin etmek , temin edici söz söylemek İkna etmek Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar