oldukça sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte oldukça kelimesinin manası:

  1. Yetecek kadar, epey, hayli
    Örnek: Geceyi oldukça rahat geçireceğinizi ümit ederim. R. H. Karay

oldukça ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • ümit etmek: Ummak, beklemek Örnek: Geceyi oldukça rahat geçireceğinizi ümit ederim. R. H. Karay Devamını Oku

  • oldukça kesin yakınsaklık: (olasılık kuramı) (…) Devamını Oku

  • epey: Az denmeyecek kadar, oldukça, hayli, epeyi, epeyce, epeyice Örnek: Epey yürüdü ve üç sokak daha değiştirdi. T. Buğra Devamını Oku

  • hayli: Epey, oldukça çok Örnek: Akşamları Zeyno, çeşme başında hayli zor bir duruma düşüyordu. H. E. Adıvar Oldukça. Devamını Oku

  • bir hayli: Epey, çok, hayli. Oldukça. Devamını Oku

  • pretty: Güzel, hoş, sevimli, latif İyi, âlâ Devamını Oku

  • sıkıntılı: Sıkıntısı olan Örnek: Ağrılar kesilmeyince çok sıkıntılı vaziyete düştüm. R. N. Güntekin Sıkıntı veren, kasvetli, meşakkatli, mukassi Örnek: Son birkaç yılındaki oldukça sıkıntılı durumu bir yana bırakılacak olursa, maddi bakımdan rahat, ortanın epey üstünde bir hayatı olmuştur. A. Ş. Hisar Devamını Oku

  • rahat: İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur Örnek: Eniştem de üşengen bir adamdır, rahatı kaçar diye üstüne düşmedi. M. Ş. Esendal Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan Örnek: Ben o kadar rahatım, öyle okşayıcı, huzur ve mutluluk verici tatlı rüzgâr karşısındayım ki… R. H. Karay Sıkıntı veya yorgunluk, tedirginlik vermeyen Örnek: Ben sana güzel ve rahat bir oda hazırlattım. P. Safa Aldırmaz, gamsız. Devamını Oku

  • vaktinde: Önceden belirlenen, düşünülen vakitte Örnek: Geceyi geçireceğimiz kaza merkezine vaktinde yetişmemiz şüpheye giriyor. R. N. Güntekin Devamını Oku

  • muhavere: İki kişi arasında karşılıklı olarak yapılan konuşma Örnek: Basit muhavereye yetecek kadar birkaç lisandan konuştuğunu biliyordum. R. H. Karay Bk. ikili söyleşi Bk. söyleşme. Devamını Oku

  • a good: Epey, epeyi, bir hayli; birçok: He was there a good while. Orada epey kaldı. A good many of the camellias were in bloom. Birçok kamelya çiçek açmışŸtı. en az: They waited a good ten minutes. En az on dakika beklediler. ” Devamını Oku

  • pretty difficult: Epey zor, hayli güç. Devamını Oku

  • diplomatlık: Diplomat olma durumu Örnek: Evinde rahat rahat oturacağına niye fırkacılığa, diplomatlığa kalkmıştı? R. H. Karay Diplomasi. Devamını Oku

  • epeyce: Epey Örnek: Uyandığım zaman güneşi epeyce yükselmiş buldum. R. H. Karay Devamını Oku

  • quite: Tamamen, tam olarak, bütünüyle, iyice, oldukça, epey, bayağı, su katılmadık, pek, gerçekten, büsbütün, elbette Tamamen, bütün bütün, her yönüyle, gerçekten, hakikaten Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar