oruç açmak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte oruç açmak kelimesinin manası:

  1. Vakti gelince oruç bozmak, iftar etmek.
  2. Vakit geldiğinde oruç bozmak, iftar etmek.

oruç açmak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • oruç bozmak: Bir şey yiyerek, içerek orucunu kesmek ya da sona erdirmek. Bir şey yiyerek, içerek orucunu kesmek veya sona erdirmek: “Akşam Rabia ile beraber oruç bozuyor, iftar ediyoruz.” -H. E. Adıvar. Devamını Oku

  • sıçmak: Dışkıyı vücuttan dışarı atmak. Bozmak, berbat etmek. Devamını Oku

  • sıvışmak: Bulaşmak, yayılmak, sıvaşmak. Haber vermeden sessizce gidivermek, kaçmak Örnek: Yalnız biriniz kapısını tutsun ki polis geldiğinde bir yere sıvışmış olmasın. H. Taner Devamını Oku

  • violate: Bozmak, ırzına geçmek, ihlal etmek, çiğnemek, tutmamak (söz), tecavüz etmek Bozmak, ihlâl etmek, kanuna aykırı hareket etmek Devamını Oku

  • taşmak: Sıvı maddeler, içinde bulundukları kaba sığmayacak kadar çoğalma ve kabarma yüzünden kenarları aşmak Örnek: Hayvanın ağzından taşan beyaz köpüklere biraz da kan karıştı. H. Taner Akarsu, yatağından çıkarak çevresini kaplamak. Bir yere veya Devamını Oku

  • vitiate: Bozmak Tesirini bozmak, ihlâl etmek, iptal etmek Devamını Oku

  • deflower: Kızlığını bozmak, bikrini izale etmek Çiçeğinden mahrum etmek. Devamını Oku

  • vakit: Zaman Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler. Devamını Oku

  • ruin: Harap olma, harabiyet, yıkılma Tahrip Devamını Oku

  • deface: Resimb’ni bozmak, tahrif etmek, şeklini bozmak, güzelliğine halel getirmek, silmek Bozmak, görünüşŸünü bozmak, çirkinleşŸtirmek, tahrif etmek; okunmaz hale getirmek, Devamını Oku

  • ulaç veya bağ fiil: Kendi cümlesini arkadan gelen cümlenin fiiline çoğu zaman zarf niteliğinde olmak üzere bağlamaya yarıyan edip, ederek; ederken gibi fiil şekli. Ulaçların bir çoğu kendi mastarlarındaki anlamdan başka ve zamandan gayrı, ikinci bir fikir daha anlattıklarına göre birer kip sayılabilir: gelerek ( =gelmek suretiyle ), geldikçe ( = her gelişte ), gelince ( = geldiği anda, Devamını Oku

  • when the need arises: Gereksinim doğŸduğŸunda, ihtiyaç olduğŸunda, gerektiğŸinde, ihtiyaç vakti geldiğŸinde Devamını Oku

  • harry: Yağmalamak, yakıp yıkmak, bozmak, eziyet etmek, sinirini bozmak Soymak, yağma etmek Devamını Oku

  • harry: Yağmalamak, yakıp yıkmak, bozmak, eziyet etmek, sinirini bozmak Soymak, yağma etmek Devamını Oku

  • zaman ulacı: Eylemin durumunu zaman bakımından sınırlandıran ulaç: Gidince görmüş, gelince konuşuruz, gittiğinde görmüş, geldiğimde konuştuk, gittikçe güzelleşiyor, geleli hastayım vb. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar