osurganböceği sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte osurganböceği kelimesinin manası:

  1. Kendisini, çıkardığı pis bir koku ile savunan bir böcek (brachynus crepitans).

osurganböceği ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • osurgan böceği: Kendisini, çıkardığı pis bir koku ile savunan bir böcek (Brachynus crepitans). Kendisini, pis kokulu bir salgı püskürterek savunan ve ölü omurgalılara üşüşebilen kınkanatlı böcek. Devamını Oku

  • domuzlan: Kın kanatlılardan bir böcek (Brachynus crepitans). Dalgıçböceklerin en irisi olup, gelişme sırasında sivrisinek kurtçukları yiyerek bir bakıma yarar sağlayan kınkanatlı böcek. Devamını Oku

  • scent: Kokusunu almak, sezmek, iz sürmek, koku yaymak Kokusunu almak, sezmek Devamını Oku

  • işkembe kokuşması: Geviş getirenlerde ön mide içeriğinin kokuşması ve belirgin biçimde alkali olmasıyla belirgin bir sindirim bozukluğu, rumen kokuşması. Devamını Oku

  • işlevcilik: Toplumu, her bir ögesi belli bir işlev yapan karşılıklı bağlılıklar ve etkileşmeler düzeni olarak gören, toplumu tek başına belirleyen herhangi bir temelin bulunmadığını savunan akım, görevcilik, fonksiyonalizm. Algının öncelikle gereksinimler Devamını Oku

  • acrid smell: Keskin koku, şŸiddetli koku, kötü koku, yanma kokusu Devamını Oku

  • kolektivizm: Ortaklaşacılık. Üretim araçlarına toplumun sahip olması gerektiğini ileri süren ve bu amaçla üretim araçları özel mülkiyetinin ve devletin tasfiye edilmesini savunan ve ilk kez kendisini kolektivist anarşist olarak tanımlayan Mikhail Devamını Oku

  • putrefy: Çürümek, bozulmak Kokmak, kokuşmak Kangren Devamını Oku

  • odoriferously: Koku yayarak, koku salarak (özellikle güzel koku) Devamını Oku

  • ozmofor: (Yun. osme: koku; phora: meydana getiren) 1. Bir bileşiğin kokusundan sorumlu atom grubu. Koku alma organı epitel hücrelerinin kemoreseptörlerine bağlanırlar. 2. Bitkilerde taç yapraklar üzerinde bulunan ve güzel koku salgılayan özel bezler. Devamını Oku

  • kokmak: Koku çıkarmak Örnek: Her gelişinde üzeri yabancı lavantalar kokuyor. H. R. Gürpınar Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokuşmak. Olacağıyla ilgili belirtiler göstermek, olacağı hissedilmek. Devamını Oku

  • sign oneself: Kendisini işŸaret etmek, kendisini mecbur bırakmak, kendine söz vermek Devamını Oku

  • değişik almaç işgal teorisi: Bir ilacın yaptığı etkinin şiddetinin, o ilacın intinsik etkinliğinin ölçüsü olan alfa-değeriyle işgal edilen almaç sayısının çarpımına eşit olduğunu savunan görüş. Devamını Oku

  • usta işi: Eli uz, işinin ehli olan bir kimse tarafından yapılan Örnek: Bir gün altında imzası, usta işi bir şiir yayımlayarak kendisini avuttu. Y. Z. Ortaç Devamını Oku

  • göz yoklaması: Başkalarının dikkati onun üzerinde olma, kendisini izleyenlerin değerlendirmesini dikkatlice görme, göz hapsinde tutma Örnek: Başka çare kalmadığını anladı ve kendisini üç Ankaralı kadının bu sıkı göz yoklamasına bıraktı. Y. K. Karaosmanoğlu Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar