öteden beriden sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte öteden beriden kelimesinin manası:

  1. Çeşitli yerlerden veya şeylerden, şundan bundan, şuradan buradan
    Örnek: Öteden beriden susturmak isteyenler oldu. M. Ş. Esendal

öteden beriden ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • öteden beri: Geçmişten bugüne kadar, başlangıçtan beri Örnek: Olumlu olumsuz her yaptığımız üzerine, Batılıların dediklerine öteden beri gereğinden çok önem veririz. N. Cumalı Devamını Oku

  • işitilmek: Duyulmak Örnek: Karanlıkta öteden beriden camların açıldığı duyuluyor, fısıltılar işitiliyordu. H. C. Yalçın Devamını Oku

  • insani: İnsanca Örnek: Öteden beriden konuşabilirler, hatta birbirlerinin hâline insani bir alaka gösterebilirlerdi. R. N. Güntekin Devamını Oku

  • hence: Buradan, bundan, bundan dolayı, bunun için, bunun sonucu olarak, şu andan itibaren Buradan, bundan, bu zamandan, itibaren Devamını Oku

  • bolluk: Bol olma durumu. Her şeyin bol olduğu zaman Örnek: Hep eski bolluk zamanlarında yapılmış büyük vezir konaklarına rastlanırdı. A. Ş. Hisar Fazlalık Örnek: Öteden beri dergileri kaplayan şiir bolluğundan ürkerim. N. Cumalı Her şeyin bol olduğu Devamını Oku

  • seyahatname: Bir yazarın gezip gördüğü yerlerden edindiği bilgi ve izlenimlerini anlattığı eser Örnek: Seyahatname okumanın tadını öteden beri bilirim. A. Haşim Devamını Oku

  • badema: Bundan sonra, bundan böyle Örnek: Ve badema kâra ortak olmadığımızı, bütün paranın bana ait olduğunu söyledi. S. F. Abasıyanık (Minba’d, fimaba’d) Ondan sonra. Bundan sonra. Bundan böyle. (Osmanlıca’da yazılışı: ba’dema) Devamını Oku

  • ariyet: Eğreti, ödünç, ödünçleme Örnek: Öteden beriden ariyet de bir şeyler buluruz. S. F. Abasıyanık Belli bir taşınır malın kullanılmasının geri verilmek şartıyla bedelsiz olarak bir kimseye bırakılması. Bk. eğreti verme Devamını Oku

  • vurmak: Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Ses çıkarmak için, bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak Örnek: Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara giriyor. R. H. Devamını Oku

  • biçimsiz: Kendine özgü bir biçimi olmayan, biçimi bozuk, şekilsiz. Kötü, hoş olmayan, yakışıksız Örnek: Ancak ansızın kız karşısına çıkınca sözüne bir biçimsiz yerinden başlamış oldu. M. Ş. Esendal Kendine özgü billurlaşmış bir biçimi olmayan Devamını Oku

  • budalalık: Budala olma durumu Örnek: Bir hafta, on gün kimse bu işin bir budalalık, bir delilik olduğunu anlayamadı. S. F. Abasıyanık Budalaca yapılan iş Örnek: Çok zeki olduğundan budalalığı bağışlamaz, alaya alır, bazen bir kişinin veya bir olayın gülünç yanlarını abartır. Y. Z. Ortaç Devamını Oku

  • yiğitçe: Yiğit. Yiğit gibi, yiğide yaraşır bir biçimde, yüreklilikle Örnek: Benim buradan ölüm çıkar demeli, sonra da yiğitçe dövüşmeliyim. M. Ş. Esendal Devamını Oku

  • çiğnemek: Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek Örnek: Gözlerine uyku denilen şey girmiyor, çiğnediği lokma boğazından inmiyor. H. R. Gürpınar Ayak veya tekerlek altına alarak ezmek Örnek: Bunlara dalgın bakarken, öteden gelen bir araba onu çiğneyecekti. M. Ş. Esendal Uyulması gereken kural veya yasaya uymamak. Devamını Oku

  • sıkılmak: Sıkma işi yapılmak. Can sıkıntısı duymak Örnek: Bu merasimden fazla sıkıldığını belli eden bir sabırsızlıkla kapıdan yana bakmaya başladı. H. Taner Utanıp çekinmek Örnek: O dakikadan dakikaya daha ziyade şaşırıyor, sıkılıyor, buradan kurtulmak istiyordu. M. Devamını Oku

  • hayali dışsatım: Fazla vergi iadesi almak gibi dışsatım teşviklerinden haksız yararlanmak için çeşitli amaçlarla, gerçeğe aykırı belge düzenlenerek veya bildirimde bulunularak; dışsatımı yapılan malın tür ve niteliğinin yanlış bildirilmesi veya malın dış piyasa birim fiyatının olduğundan daha yüksek gösterilmesi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar