overdriven sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte overdriven kelimesinin manası:

  1. [overdrive] aşırı hız yapmak, büyük vitesle gitmek

overdriven ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • overdrive: Otomatik dördüncü vites. Aşırı hız yapmak, büyük vitesle gitmek Devamını Oku

  • rolled: Yuvarlanmak, dürmek, yuvarlamak, rulo yapmak, tomar yapmak, sarmak, top yapmak, döndürmek, oklava ile açmak (hamur), silindirle ezmek, sallana sallana gitmek, tekerlekler üzerinde gitmek, dalga dalga göndermek, soymak (sarhoş vb), sallamak Devamını Oku

  • rollick: Eğlenmek, çılgınca eğlenmek, gülüp oynamak, alem yapmak Eğlenerek gitmek, neşe ile ilerlemek veya gitmek Devamını Oku

  • skitter: Hafifçe kayarak veya aceleyle gitmek, suyun yüzünde kayarak gitmek: kaydırmak. Su sıçratarak gitmek, suda sıçrayarak gitmek, sekerek gitmek, sıçramak, ok gibi fırlamak Devamını Oku

  • coast: Sahil boyunca gitmek; kıyı boyu limanlar arasında ticaret yapmak; kızakla yokuştan kaymak, yokuş aşağı salıvermek; beleşten ilerlemek Sahil, deniz kıyısı Devamını Oku

  • durum ulacı: Zarf-Fiil. (Derleme.. hal ulacı) Eylemin durumunu belirten, niteleyen ulaç : Güle güle gitmek (gül-e gül-e) , söylenerek gitmek (söyle-n-erek) , söylemeden gitmek (söyle-me-den) , söylemeksizin gitmek (söyle-mek-siz-in) vb. Devamını Oku

  • roll: Yuvarlanmak, dürmek, yuvarlamak, rulo yapmak, tomar yapmak, sarmak, top yapmak, döndürmek, çevirmek, havada takla atmak, sürmek, kullanmak, oklava ile açmak (hamur), silindirle ezmek, yaprak haline getirmek [met.], haddeden geçirmek, ağzında yuvarlaya Devamını Oku

  • speed: İ, (-ed veya -sped) hız, sürat, ivinti, çabukluk, çabuk gitme Eski uğur, başarı, muvaffakiyet: (argo) amfetamin Devamını Oku

  • streak: Yol, çizgi Bir madeni ovalayarak elde edilen tozun rengi Devamını Oku

  • head 2: BaşŸ, başŸta olan; başŸa ait. (bir şŸeyin) başŸkanlığŸını yapmak/başŸkanı olmak: Who heads this outfit? Buranın başŸkanı kim? -in birincisi olmak: She headed her class. Sınıfının birincisiydi. for -e gitmek; -in istikametini tutmak, -e doğŸru gitmek: You´re heading for trouble. Bu gidişŸle başŸın belaya girecek. towards -e doğŸru yöneltmek: Head your horses towards Kangal! Atlarınızı Kangal´a Devamını Oku

  • picnic: Piknik yapmak, evde rahatsız bir biçimde oturmak Piknik Devamını Oku

  • have a tinkle: Tuvalete gitmek, çiş yapmak Devamını Oku

  • fly 2: (flew, flown) uçmak; uçurmak. uçakla gitmek. çok çabuk gitmek. (zaman) akıp gitmek. (bayrak) dalgalanmak. ” Devamını Oku

  • go on a jaunt: Gezmeye gitmek, gezinti yapmak, dolaşmak Devamını Oku

  • give notice of appeal: Temyize gitmek, temyiz başvurusu yapmak Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar