parlatıcı sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte parlatıcı kelimesinin manası:

  1. Parlatma özelliği olan nesne, cila.
  2. Filmi parlatma işinde kullanılan aygıt.
  3. Boyalı yüzeyleri korumak ve parlatmak amacıyla kullanılan reçine ve kurutucu yağların uçucu bir çözücüdeki çözeltisi.

Sponsorlu Bağlantılar

parlatıcı ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • parlatılmış: Parlatma işlemi. uygulanmış olan. Devamını Oku

  • vernik: Bazı maddeleri parlatmak veya havanın etkisinden korumak için sürülen bir sıvı Örnek: Fırınlanmamış birader, iki yıl sonra pul pul olmaz mı bunun vernikleri? H. Taner Filmin kırılmasını, aşınmasını önlemek amacıyla taban yüzüne çekilen kat. Devamını Oku

  • yapıştırıcı: Yapıştırma özelliği olan, yapıştırmaya yarayan nesne, yapışkan. Filmlerin yapıştırılması işinde kullanılan cihaz. Devamını Oku

  • parlatılmış kayaç: Üzerinden geçen buzulların sürtme ve törpülenmeleriyle parıltılı görünüm alan kayaç. bkz. çizikli taş. Devamını Oku

  • patlayıcı plastik: Nitrogliserin içinde %5’lik trinitro selülöz çözeltisi olan oldukça patlayıcı bir plastik. Devamını Oku

  • sıralayıcı ölçek: Nesneleri ölçülmekte olan özellik bakımından bir sıra düzenine sokan ve bu özelliğin çeşitli dizillerine uygun biçimde sayısal değerler verebilen ölçek bkz. adlayıcı ölçek, aralıklı ölçek, oransal ölçek, ölçüm düzeyleri. Devamını Oku

  • cila: Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik. Parlaklık. Devamını Oku

  • yaratıcılar sineması: Bir filmin oyunluğundan kurgusuna dek bütün çalışmalarından doğrudan doğruya sorumlu olan; filmi, düşünce ve duygularının bir anlatım aracı olarak kullanan; bütün filmlerinde belirli bir deyiş ve anlatım özelliği taşıyan yönetmenlerin oluşturdukları sinema. Devamını Oku

  • yatıştırıcı: Yatışma özelliği olan, yatıştıran, sakinleştiren. Ağrıyı, sızıyı gideren ilaç, müsekkin. Devamını Oku

  • yansıtıcı: Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak amacıyla kullanılan araç, reflektör. Yagi-Uda dalgalığında çiftucayın ardında yer alıp, gelen dalgaları bunun üzerine yansıtan parça. Devamını Oku

  • verim gücü: Belirli bir süre içinde bir makinenin yapabileceği iş. Bir işe yatırılan anamalın belirli bir süre içinde meydana getireceği sonuç. Devamını Oku

  • sarıcı: Sarma işini yapan kimse. Mıknatıslı görüntü kuşağının sarılmasında kullanılan benzeri aygıt. Devamını Oku

  • boya çıkarıcı: Boyalı ağacın rengini doğal hale getirmede kullanılan, kimyasal etkili sıvı gereç. Devamını Oku

  • hızlandırıcı sıvı: Elektrokaplamacılıkta kullanılan cıva-II-nitrat ya da cıva-II-siyanür çözeltisi. Devamını Oku

  • öğütücü: Öğütme özelliği olan. Öğütme işini yapan makine. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar