pırnallık sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte pırnallık kelimesinin manası:

  1. Pırnal çalılığı
    Örnek: Sık pırnallıklar, erguvan, defne, alıç kümeleri yer yer yolu boğuyor. N. Cumalı

pırnallık ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • çöpçatanlık: Çöpçatanın işi Örnek: Bir çıkarı olsun olmasın, bayılır çöpçatanlığa… N. Cumalı Devamını Oku

  • pısırıklık: Pısırık olma durumu veya pısırıkça davranış Örnek: Herkesten uzak duruşu, çekingenliğinden, pısırıklığından çok, birtakım sürtüşmelerden korunmak içindi. N. Cumalı Devamını Oku

  • arıkçı: Su yolu yapan kimse Örnek: O günlerde on beş liraydı usta bir arıkçının gündeliği. N. Cumalı Devamını Oku

  • köpürme: Köpürmek işi. Sinirlenme, öfkelenme Örnek: Ama bu, bütün bakanların köpürmelerine yol açar. S. Birsel Kimyasal ya da fiziksel bir etki sonucu bir sıvıdan sürekli olarak küçük gaz kabarcıklarının çıkması. Devamını Oku

  • laurel: ), (f.) (ed, ing veya led ling) defne ağacı, (bot.) Laurus nobilis Defne dalından çelenk Devamını Oku

  • çok yanlı ticaret görüşmeleri: Gatt yeni adıyla Dünya Ticaret Örgütü çerçevesinde üye ülkelerin gümrük tarifelerini indirmek, kotaları kaldırmak ve tarife dışı engelleri önlemek amacıyla yaptıkları pazarlıklar. krş. Kennedy görüşmeleri, Tokyo görüşmeleri, Uruguay görüşmeleri Devamını Oku

  • kabarcık: İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik Örnek: Bardağın içindeki maden suyu kabarcıklarının pıtır pıtır söndüğü bile duyuluyordu. H. Taner Vücutta oluşan sivilce gibi küçük şişkinlik. Metal biliminde sıvı veya katıların içinde Devamını Oku

  • çarpıcılık: Çarpıcı olma durumu Örnek: Yorumları, dildeki çarpıcılıkları ile aşar dururlar eskinin ustalarını. N. Cumalı Devamını Oku

  • köpük: Sabun, deterjan vb.nin suda erimesinden oluşan beyaz kabarcık. Çalkanan, kaynatılan, mayalanan, yukarıdan dökülen sıvıların üzerinde oluşan hava kabarcıkları yığını. Devamını Oku

  • kargılık: Fişeklerin konulduğu meşin kuşaklı fişeklik. Kamış yetişen yer Örnek: Denize bakan yönü ile yan sınırlarını rüzgârı kesen sık kargılıklar kuşatıyordu. N. Cumalı Devamını Oku

  • taşkınlık: Taşkın olma durumu veya taşkınca davranış Örnek: Başkalarını dertleriyle üzmekten, taşkınlıklarıyla rahatsız etmekten kaçınır. N. Cumalı Müdâhale, tecâvüz (bk. elatma). ~ m giderilmesi: men-i müdâhale, tecâvüzün men’i. ~ın giderilmesi arancı (dilemi): men’-i müdâhale da’vâsı, tecâvüzün, men’i da’vâsı. Devamını Oku

  • kıpırtısız: Kıpırtısı olmayan Örnek: Pembe mum alevleri, ortalığın sükûnu kadar kıpırtısızdı. C. Uçuk Kıpırtısı olmadan Örnek: Dümen başında kıpırtısız duran adam, hiçbir şey bilmiyor. Z. Selimoğlu Devamını Oku

  • küpü: [gübleğ, gübleğe, güpleğe, kübünü] : Balta, keser, kazma, nacak ve çapa başlıklarının sap geçecek kısımları. (Dodurgua -Bilecik; Yeniköy -Eskişehir; Beyceli *Fatsa -Ordu) [gübleğ] : (Üzümlü *Beyşehir -Konya) [günleğe] : (Gürmedere *Fethiye -Muğla) [güpleğe] : (Gedikli *Şarkikaraağaç -Isparta) [kübünü] : (Güzel *Güdül -Ankara) Devamını Oku

  • dıp switches: Ayar düğmeleri Devamını Oku

  • kıpırdaklık: Kıpırdak olma durumu Örnek: Bu, formunda kalabilmesi ve fikrinin kıpırdaklığı için lazımdı. S. F. Abasıyanık Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar