radde sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte radde kelimesinin manası:

  1. Derece, kerte
    Örnek: İşe polisi karıştırmadım. Son raddeye gelmedikçe de karıştırmak niyetinde değilim. R. H. Karay

radde ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • radde: Derece, kerte Örnek: İşe polisi karıştırmadım. Son raddeye gelmedikçe de karıştırmak niyetinde değilim. R. H. Karay Devamını Oku

  • derece derece: Farklı farklı, değişik Örnek: Böyle kabul etmeyenin sürgünden ipe kadar, derece derece ağır cezaları vardır. F. R. Atay Azar azar, yavaş yavaş, tedricen Örnek: Işıkları derece derece karartır, öyle giderdi. R. H. Karay Devamını Oku

  • idare kandili: Az ışık veren küçük gaz lambası Örnek: Işıkları derece derece karartır, nihayet idare kandili ziyasında olanı bırakır, öyle giderdi. R. H. Karay Devamını Oku

  • davranmak: Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak Örnek: Hiç gerekmezken dönüyor ve onu yeni görmüş gibi davranıyor. T. Buğra Bir şeye el atmak, girişmek Örnek: Polisi görünce kaçmaya davrandılar. H. Taner Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak Örnek: Kalbine bu üzüntü düşünce duramadı, ayağa kalkıp gitmeye davrandı. R. H. Karay Devamını Oku

  • münhasır: Bir kimse veya bir şey için ayrılmış, mahsus Örnek: Onu yalnız ince hastalığa münhasır zanneder, başka hastalıklara aldırmadığı hâlde, veremliden son derece çekinirdi. R. N. Güntekin Sınırlanmış, sınırlı. Devamını Oku

  • vukuat: Polisi ilgilendiren olay veya olaylar Örnek: Vukuat aramaya giden, hadise çıkmıyor diye üzülen … bir adamım. R. H. Karay Olanlar, olan bitenler. Devamını Oku

  • basamak basamak: Yavaş yavaş Örnek: Ağzında taşıdığı bıçakla hevenkleri keser ve öylece basamak basamak aşağıya iner. R. H. Karay Derece derece Örnek: Çocuğun bitmeyen dertleriyle haşır neşir, adım adım, basamak basamak onunla birlikte bir yaşam savaşı verir. H. Taner Devamını Oku

  • çekilmek: Çekme işi yapılmak Örnek: Ağlar çekiliyor dalyanlarda. O. V. Kanık Kendini geriye veya bir yana çekmek. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek Örnek: Hiçbir zaman mebusluktan çekilmek niyetinde değilim. T. Buğra Azalmak. Devamını Oku

  • rhumb: Kerte, pusulanın 32 kısmından her biri Bütün meridyenleri aynı açıda kateden hat. Devamını Oku

  • gıcıklamak: Gıcık oluşturmak, kaşındırmak. Kuşkulandırmak. Cinsel Devamını Oku

  • iaşe: Yedirip içirme, besleme, bakma Örnek: İaşe son derece fena idi, açıkçası kıtlık vardı. R. H. Karay Geçindirme. Devamını Oku

  • örf: Yasalarla belirlenmeyen, halkın kendiliğinden uyduğu gelenek Örnek: Yaşandığı asrın örf ve âdetlerini belirtmek bakımından kıymetli bulmuyor değilim. R. H. Karay Bk. kocakavuk Bk. töre Devamını Oku

  • hayatiyetli: Yaşama gücüyle dolu, canlı Örnek: O kadar genç o derece hayatiyetli ki gelecek yıllar kendisine tehlikeli görünmemektedir. R. H. Karay Devamını Oku

  • beğenmek: İyi veya güzel bulmak Örnek: Kuvvetini beğenen Murat farkına varmadan gülümsediğini neden sonra fark etti. R. H. Karay Benzerleri arasından birini seçip ayırmak Örnek: Otellerden bir otel beğeneceğiz. R. H. Karay Onaylamak, kabul etmek, tasvip etmek. Devamını Oku

  • uçurmak: Uçma işini yaptırmak. Kesip ayırmak, koparmak Örnek: Kelleni uçurmadıklarına şükür… Geçmiş olsun! R. H. Karay Hızlı götürmek, hızlı sürmek Örnek: Arabayı, kuvvetli atlar tenha yolda uçuruyordu. Ö. Seyfettin Gizlice alıp gitmek. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar