rafe prepusyi sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte rafe prepusyi kelimesinin manası:

  1. Sünnet derisinin dış yaprağının alt yüzünde görülen dikiş izi.
  2. Sünnet derisinin dış yaprağının alt yüzünde görülen dikiş izi.

Sponsorlu Bağlantılar

rafe prepusyi ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • rafe palati: Damak dikişi. Damak dikişi.Dgr.: anat. raphe palati Devamını Oku

  • rafe faringis: Yutağın vertebral duvarının ortasında görülen, dikişe benzeyen çizgi. Yutağın vertebral duvarının ortasında görülen, dikişe benzeyen çizgi.Dgr.: anat. raphe pharyngis Devamını Oku

  • rafe: Dikiş, ek yeri, eklenti.Dgr.: anat. raphe Diatome kabuğunda bulunan uzunluğuna çizgi, yarık. Devamını Oku

  • stitch: Dikiş, iğnenin bir kere geçmesi Örgüde ilmik Devamını Oku

  • minhacüs sünnet: Sünnet yolu. Sünnet caddesi. Hazret-i Peygamber’in (A.S.M.) gittiği, emrettiği şeriat yolu. (Osmanlıca’da yazılışı: minhac-üs sünnet) Devamını Oku

  • sewing circle: DikişŸ çemberi, dikişŸ dikmek için biraraya gelen ve dikişŸ konularını tartışŸan sosyal grup Devamını Oku

  • sunna: Sünnet, temelini Peygamber Hz. Muhammet’in sözleri ve davranışŸlarının oluşŸturduğŸu İslami din kurallarının büyük kısmı (ayrıca Sünnet) Devamını Oku

  • suture: Dikiş Dikiş yeri Tıb Devamını Oku

  • sünnet çocuğu: Sünnet edilmiş veya edilecek çocuk Örnek: Yaralı asker biraz sünnet çocuklarını andırır. Y. K. Karaosmanoğlu Devamını Oku

  • fırkai naciye: Kur’an-I Kerim’e ve Sünnet-i Seniyeye sıkı sıkıya bağlı olup Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolundan ayrılmayan müslümanlar. Bunlar kıyamete kadar lütf-u İlahi ile devam eder. (Osmanlıca’da yazılışı: fırka-i nâciye) Devamını Oku

  • circumciser: Sünnetçi, sünnet eden kimse Devamını Oku

  • dikiş: Dikme işi Örnek: Dikişe, oyaya başladı, hanım hanımcık yaşıyordu, memnundu. R. H. Karay Dikme biçimi Örnek: Aralarında görüşmeye başlar başlamaz da hemen kumaş, terzi, dikiş, moda kelimeleri geçerdi. A. Ş. Hisar Dikilen yer. Giysi üzerinde gözle Devamını Oku

  • rip: Ters akıntıların birleşmesinden meydana gelen dalgalı su. Koparmak, yırtmak, yarmak, sökmek, yırtılmak, yarılmak, dikişleri açılmak, sökülmek, hızla geçip gitmek, vın diye geçmek, olanca gücüyle koşmak Devamını Oku

  • circumcise: Sünnet etmek. Sünnet etmek, bızırı kesme;, ruhen temizlemek, günahlardan arındırmak Devamını Oku

  • düğün: Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence, cemiyet Örnek: Babam düğünün savaştan sonraya kalmasını uygun görmüş. A. Gündüz Sünnet düğünü. Bir olayı kutlamak için yapılan büyük eğlence veya tören. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar