raks etmek sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte raks etmek kelimesinin manası:

  1. Oynamak, dans etmek
    Örnek: Bu küçücük yaramaz, koşar gibi, sıçrar gibi herkes eğlenir gibi ayaklarını çarparak memnun, güle güle raks ediyordu. H. C. Yalçın

raks etmek ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • raks: Bir tür dans Örnek: Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı. Y. K. Beyatlı Salınım. Bk. dans. Devamını Oku

  • raks: Bir tür dans Örnek: Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı. Y. K. Beyatlı Salınım. Bk. dans. Devamını Oku

  • asri raks: Bk. çağdaş dans Devamını Oku

  • dance: Dans etmek, dans ettirmek, oynamak, oynatmak, sıçramak, sıçratmak Dans, raks, oyun Devamını Oku

  • etmek: Bir işi yapmak Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner Bir durumu ortaya çıkarmak. “İyi, kötü” zarflarıyla birlikte davranmak. Devamını Oku

  • kılavuzluk etmek: Yol göstermek, rehberlik etmek Örnek: Bereket versin ki, garsonun beyaz gölgesi bana kılavuzluk ediyordu. Y. K. Karaosmanoğlu Devamını Oku

  • raks aksağı: Klasik Türk müziğinde bir küçük usul. Devamını Oku

  • babalık etmek: Baba gibi davranmak Örnek: Ben üç çocuğa babalık etmiş, iki kız evlendirmiş, bir oğlan okutmuşum. T. Buğra İyilik etmek, büyüklük etmek Örnek: Bana bir babalık et, bir işe koy. E. Bener Devamını Oku

  • hoşnut etmek: Memnun etmek. Devamını Oku

  • çehre etmek: Surat etmek: “Bir şeyim yok, asabım bozuk diye cevap veriyor, çehre ediyordu.” -R. H. Karay. Devamını Oku

  • teyit etmek: Doğrulamak, gerçeklemek Örnek: Nitekim biraz evvelki sözleriniz de onu teyit ediyordu. R. N. Güntekin Devamını Oku

  • teşvik etmek: İsteklendirmek, özendirmek Örnek: Kasketi yıpranmış bir ihtiyar programı övüyor, halkı teşvik ediyordu. H. E. Adıvar Bir kimseyi kötü bir iş yapması için kandırmak, kışkırtmak. Devamını Oku

  • teşvik etmek: İsteklendirmek, özendirmek Örnek: Kasketi yıpranmış bir ihtiyar programı övüyor, halkı teşvik ediyordu. H. E. Adıvar Bir kimseyi kötü bir iş yapması için kandırmak, kışkırtmak. Devamını Oku

  • fark etmek: Görmek, seçmek Anlamak, sezmek Örnek: Öç almanın fırsatını yakalamış gibi konuştuğunu fark etti. T. Buğra Değişmek, başkalaşmak. Devamını Oku

  • kanaat etmek: Yetinmek Örnek: Halk, gördüklerine kanaat ederek ve oyunun bittiğini anlayarak memnun, sessizce tiyatroyu boşalttılar. M. Ş. Esendal Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar