rakud sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte rakud kelimesinin manası:

  1. (C.: Revakıd) Derinliği fazla olan küp.

rakud ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • stoa: Sundurma, revak, saçak. Atina’da zenon’un ders verdiği salon, revak sütunlu giriş, saçak altı Devamını Oku

  • ötrof göl: (Yun. eu: iyi; trophe: besin) Genellikle derinliği fazla olmayan, geniş bir vejetasyona sahip besini bol göl. Kimyasal ve hidrografik özellikleri bakımından oldukça verimli, derinliği fazla olmayan ve geniş bir vejetasyona Devamını Oku

  • ötrof göl: (Yun. eu: iyi; trophe: besin) Genellikle derinliği fazla olmayan, geniş bir vejetasyona sahip besini bol göl. Kimyasal ve hidrografik özellikleri bakımından oldukça verimli, derinliği fazla olmayan ve geniş bir vejetasyona Devamını Oku

  • dehlizi cinan: Revak-I uhreviye manasında mecazi bir deyimdir. (Bak: Revak-ı uhreviye). (Osmanlıca’da yazılışı: dehliz-i cinan) Devamını Oku

  • kıta sahanlığı: Karaları çevreleyen ve kara sayılan 200 m derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri. Ülke kıyılarına bitişik olan ve 200 m derinliğe veya bu sınırın ötesindeki su derinliğinin doğal kaynaklarının işletilmesine Devamını Oku

  • sahan: İçinde yemek ısıtılan veya yumurta gibi şeyler pişirilen, derinliği az metal kap. Derinliği az olan kap Örnek: Büyük bir bakır sahan içinde tarhana çorbası vardı. N. Cumalı Devamını Oku

  • tif indirme: tif lakının yerleşebilmesi için gerekli derinliği sağlayan ve kalıbın tirajında çok öneli olan bir malzemedir. istenilen indirmeyi (derinliği) çabuk sağlar. açılan yazı veya tram noktalarını hiç bir değişikliğe uğratmaz. açma banyosundan sonra kalıp üzerine (öncelikle iş olan kısımlara) tampon ile tatbik edilir. rakle ile banyo artıkları temizlenir, ispirto veya su ile iyice temizlenir. Devamını Oku

  • duş teknesi: Duş yapmak amacıyla banyonun bir köşesine yerleştirilmiş, derinliği fazla olmayan tekne. Devamını Oku

  • redundant: Gerekenden fazla olan Fazla sözle ifade edilmiş, ağdalı Devamını Oku

  • aşkın: Belli bir süreyi aşmış, ötesine geçmiş Örnek: Sakalı kır, yaşı elliyi aşkın fakat dinçti. F. R. Atay Benzerlerinden üstün. Çok, fazla. Devamını Oku

  • supernumerary: Fazla, zait Lüzumundan fazla Gerekli Devamını Oku

  • overcharge: Fahiş fiyatla satmak, kazıklamak, fazla para almak, fazla yüklemek, abartmak (ayrıntı vb.), şişirmek, fazla yük Fazla fiyat istemek Devamını Oku

  • overdose: Aşırı dozda vermek, aşırı dozda kullanmak Belirli bir ölçüden fazla ilâç verme, dozu aşma Devamını Oku

  • overdo: Abartmak, aşırıya kaçmak, fazla yapmak, aşırı yormak, fazla özenmek, fazla pişirmek, fazla abartmak, fazla kullanmak (-did, -done) fazla özenmek Devamını Oku

  • rivak: (Bak: Revak) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar