ravzai mutahhara sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte ravzai mutahhara kelimesinin manası:

  1. Fahr-I Kainat Aleyhi Efdal-üs-Salavat ve Efdal-üt-tahiyyat Efendimizin Kabr-i Şerifiyle Minberin arasındaki saha. (Osmanlıca'da yazılışı: ravza-i mutahhara)

Sponsorlu Bağlantılar

ravzai mutahhara ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • ravzai rıdvan: Cennet. (Osmanlıca’da yazılışı: ravza-i rıdvân) Devamını Oku

  • ravzai cinan: Cennet bahçeleri. Cennetlere giden yol. (Osmanlıca’da yazılışı: ravza-i cinân) Devamını Oku

  • fahri kainat: (Fahr-i Alem, Zübde-i Kainat, Seyyid-i Kainat) Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (A.S.M.) namları. Bütün alemin kendisi ile şeref bulduğu, iftihar ettiği Hz. Muhammed (A.S.M.). (Bak: Mefhar) (Osmanlıca’da yazılışı: fahr-i kâinat) Devamını Oku

  • haremeyni şerifeyn: Mekke’deki Kabe ile Medine’deki Ravza-i Mutahhara. (Osmanlıca’da yazılışı: haremeyn-i şerifeyn) Devamını Oku

  • ravza: Çimeni, ağacı bol olan yer, bahçe. çimeni, ağacı bol olan yer, bahçe. ravza-i mutahhara; rasulullah’ın medfun olduğu mekan Devamını Oku

  • kabri hamuş: Sessiz mezar. (Osmanlıca’da yazılışı: kabr-i hâmuş) Devamını Oku

  • hakaikı nisbiye: Nisbete, ölçüye göre olan hakikatlar.(Hakaik-ı nisbiye denilen şeyler, kainatın eczası arasında bulunan rabıtalardır. Ve kainattaki nizam, ancak hakaik-ı nisbiyeden doğmuştur. Ve hakaik-ı nisbiyeden kainatın envaına bir vücud-u vahid in’ikas etmiştir. Hakaik-ı nisbiye, büyük bir ölçüde hakaik-i hakikiyeden çoktur. Hatta bir zatın hakaik-ı hakikiyesi yedi ise, hakaik-ı nisbiyesi yediyüzdür. Binaenaleyh kubuh ve şerde, şer varsa da, Devamını Oku

  • efazıl: (bkz. efadıl) (Efdal. C.) Fazıllar, faziletliler. Mümtaz ve çok bilgili kimseler. (Osmanlıca’da yazılışı: efâzıl) Devamını Oku

  • dil akrabalığı: Bir ana dilden türeyen diller arasındaki yakınlık. (Derleme., dil hısımlığı) Bir anadilden türeyen diller arasındaki yakınlık: Türkçe ve Moğolca arasındaki veya Fransızca ve İspanyolca arasındaki yakınlık gibi. Devamını Oku

  • medarı fahr: İftihara sebeb olan. Övmeğe vesile. (Osmanlıca’da yazılışı: medar-ı fahr) Devamını Oku

  • aralık: İki şey arasındaki açıklık, mesafe. Sıra, vakit Örnek: O aralık açıkgözün biri de ayağımdan çıkan potini almış savuşmuş. M. Ş. Esendal Uygun, elverişli durum, fırsat. Devamını Oku

  • ettahiyyatü: Bütün mahlukatın hayatları, kal ve hal dilleri ile Halıkları olan Allah’a (C.C.) karşı yaptıkları hamdler, şükürler, manevi hayat hediyeleri. (Bak: Tahiyye) (Osmanlıca’da yazılışı: et-tahiyyatü) Devamını Oku

  • makula kribroza: Iç kulağın vestibulum osseus bölümünde recessus ellipticus’un tabanındaki delikli saha. İç kulağın vestibulum osseus bölümünde recessus ellipticus’un tabanındaki delikli saha.Dgr.: anat. macula cribrosae Devamını Oku

  • affinite: İlgi duyan, eğilimi olan. Karşılıklı etkileşme değeri göz önüne alındığında, iki molekül arasındaki bağlanma gücü. Devamını Oku

  • tramlines: Çiftler maçındaki saha çizgileri (tenis), temel ilkeler Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar