romanesk sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte romanesk kelimesinin manası:

  1. Roman özelliği olan
    Örnek: Hayattaki her vaka, her sergüzeşti romanesk çeşide mevzu olabilir. F. R. Atay
  2. Romanla ilgili olan.
    Örnek: Başıma yağan bu ana laneti beni ürpertiyor. Y. Z. Ortaç
  3. Duygusal, düşçü
    Örnek: Hicabını, ayıbını da henüz duyamayacak kadar romanesk bir hüzün içindeydi. Y. K. Karaosmanoğlu

romanesk ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • romanesque: Roma mimarisi tarzı, romanesk, latince kökenli diller Ortaçağ Roman mimari üslubuna ait, Roman Devamını Oku

  • orta boylu: Orta yükseklikte, boyda olan Örnek: Hatırlayabildiğim kadar, annem orta boylu idi. Y. K. Karaosmanoğlu Devamını Oku

  • antinovel: Plan ve karakterlere önem vermeyip konuyu duygusal yönden ele alan roman. Anti roman, geleneksel roman biçimine karşŸı olan edebi tarz Devamını Oku

  • inandırıcı: İnandıran, inandırma özelliği olan, mukni Örnek: Ama ne kadar özden, ne kadar inandırıcı idi bilseniz. Y. Z. Ortaç Devamını Oku

  • yapışkan: Yapışma özelliği olan Örnek: Tütün yaprakları sıcakta yapışkan bir su salar. N. Cumalı Yapıştırıcı. Gitmek bilmeyen Örnek: Aynı arabaya binecek kadar pişkin ve yapışkan bir gölge. Ç. Altan Değişik bir özdeğe, fiziksel kuvvetlerle tutunup kalabilme özelliğinde Devamını Oku

  • basit: Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan, bayağı Örnek: Derin hislerden uzak, basit zevklere düşkün, bütün manasıyla alafranga bir adamdı. Y. K. Karaosmanoğlu Kolay Örnek: En basit şeyi yazamayacak kadar cahildi. H. Taner Süssüz, gösterişsiz Örnek: Üstünde basit ve kapalı bir çarşaf vardı. A. Gündüz Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz Örnek: Bu, fikirsiz, basit ve masum bir çocuk hafifliği değildi. R. N. Güntekin Her zaman Devamını Oku

  • toy: Gençliği sebebiyle görgüsüz ve beceriksiz olan, çaylak Örnek: Meslektaşlarım, kim bilir, beni ne kadar bilgisiz ve toy bulacaklardı? Y. K. Karaosmanoğlu Ziyafet. Toygillerden, böcek ve tane ile beslenen, eti için avlanan, kızıl tüylü Devamını Oku

  • donlu: Donu olan Örnek: Beyaz donlu çocukların yol kenarında selama duruşları, beni içlendiriyordu. Y. K. Karaosmanoğlu Devamını Oku

  • donlu: Donu olan Örnek: Beyaz donlu çocukların yol kenarında selama duruşları, beni içlendiriyordu. Y. K. Karaosmanoğlu Devamını Oku

  • yakıcı: Yakma özelliği olan, yakan Örnek: Sanki sesleri güneşin yakıcı aydınlıklarını ürpertiyor. Ö. Seyfettin Yakı yapan veya satan kimse. Etkili, dokunaklı. Devamını Oku

  • sıcak: Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı Örnek: Yorganın altında sıcak göz yaşları dökerek gecelerce beklemişti. O. Kemal Isısı yüksek olan, çok ısınmış Örnek: Kız kardeşim ikindiüzeri bana sıcak, limonlu bir çorba içirdi. A. Gündüz Havadaki yüksek ısı Örnek: Bu sıcakta arada bir şeyler içip yemeden çalışılmıyor. N. Cumalı Yer Örnek: Burası bir makine dairesi kadar sıcaktı. Y. K. Karaosmanoğlu Hamam. Devamını Oku

  • tecessüs: Belli etmeden kendini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışma Örnek: Yahya Kemal tecessüsü, üstelemeyi Doğuluların bir kusuru olarak görür. S. Birsel Merakını gidermeye çalışma, görme, anlama merakı Örnek: Yenemediğim bir tecessüs beni, bu iki sefilin yanına kadar sürükledi. Y. K. Karaosmanoğlu Devamını Oku

  • pişirmek: Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek bir duruma getirmek Örnek: Kahvesini de pekâlâ kendi pişirebilecekken eşinin önüne getirmesini bekler. H. Taner Isı etkisiyle belirli bir kullanıma elverişli duruma getirmek. Çalışarak öğrenmek. Devamını Oku

  • tendürüst: Dinç, sağlam Örnek: Er ve subay o kadar güzel giyinmiş, o kadar tendürüst idi ki parmağımız ağzımızda kaldı. Y. K. Karaosmanoğlu Sağlam vücutlu, kuvvetli. Vücudu sağlam olan. (Osmanlıca’da yazılışı: ten-dürüst) Devamını Oku

  • sevimli: Hoşa gitme özelliği olan, hoşa giden, şirin, sempatik Örnek: Küçük çocuğun yüzü çok sevimliydi. Y. K. Karaosmanoğlu Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar