salya taşı sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte salya taşı kelimesinin manası:

  1. Tükürük taşı.

salya taşı ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • salya: Ağızdan sızan tükürük Örnek: Uyuyan, ağzından sızan salyasını yeniyle sildi. S. F. Abasıyanık Hlk. 1. Tükürük. 2. Şap hastalığı. Devamını Oku

  • tabak sevdiği deriyi taştan taşa çalar: Birinin yakınına gösterdiği sert davranış onun iyiliği içindir. Devamını Oku

  • gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı: Kişi gençliğinde çalışıp para biriktirmelidir ki ihtiyarlığında çalışamadığı zaman onunla rahat rahat geçinsin. Devamını Oku

  • taşınır aynalı ışıtaç: Gereken yere taşınabilen yansıtıcı ışıldak. Devamını Oku

  • baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta: Kişi talihsiz olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz. Devamını Oku

  • taş taş üstünde olur, ev ev üstünde olmaz: Aynı evde oturan iki aile arasında er geç birtakım anlaşmazlıklar çıkar. Devamını Oku

  • taş: Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde. Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş. Devamını Oku

  • taç: Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık. Gelinlerin başlarına takılan süs. Devamını Oku

  • ta: Dek, değin, kadar, beri vb. edatlarla birlikte kullanılarak bir fiilin, bir hareketin, bir yerin, bir şeyin başladığı veya sona erdiği noktayı, zaman ve uzaklık bakımından abartmalı bir biçimde anlatan bir söz Örnek: Ta karşıda büyük annenin evine kadar götürdüler. Y. K. Beyatlı Tantal elementinin simgesi. Devamını Oku

  • çıta: Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta. Yüksek ya da sırıkla atlamada aşılması gereken yüksekliği gösteren tahta, maden vb. özdekten yapılmış yuvarlak, yerine göre üçgen kesitli uzun ince çubuk. Devamını Oku

  • ışıtaç: Havası boşaltılmış cam şişe içinde elektrik akımı ile akkor duruma gelerek ışık veren aygıt. Tiyatro ışıldaklarında bunların çeşitli amaçlara yönelik olanları vardır. Ve televizyon çalışmalarının çeşitli aşamalarında, özellikle aydınlatmada, yapma Devamını Oku

  • taşçı: Taş yontan, satan veya taş ocağından taş çıkaran kimse. Devamını Oku

  • tağa: [taka (IV)]: Pencere. (-Gaziantep; Hassa -Hatay) [taka (IV) : (Urfa) Devamını Oku

  • aşıtaşı: Taş durumundaki aşıboyası. Devamını Oku

  • vasıta: Araç Örnek: Millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür. Atatürk Aracı Örnek: Geçim bakımından da aynı yolu tutanlar vardır; memur kayırmak, mümkünse vasıta olmak suretiyle! R. H. Karay Aracılık. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar