semaver sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte semaver kelimesinin manası:

  1. Özellikle çay demlemekte kullanılan, içinde kömür yakacak ocağı bulunan, elektrikle de çalışabilen, bakır, pirinç vb. metallerden yapılmış musluklu kap
    Örnek: Semaverde demlenmiş çayın zevki başkadır. R. H. Karay

semaver ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • ayırma hunisi: Üst kısmı kapaklı, alt kısmı musluklu olan ve birbiriyle karışmayan sıvıları ayırmada kullanılan cam malzeme. Birbirine karışmayan iki sıvıyı ayırmaya yarayan, altı musluklu, özel bir huni türü. Devamını Oku

  • üzerlik: Sedef otugillerden, yaprakları almaşık, çiçekleri beyaz renkte, susama benzeyen tohumları acı olan, halk hekimliğinde tedavi amaçlı, tütsü olarak kullanılan bir bitki (Peganum harmala) Örnek: Miniminiyken o da benim gibi üzerlikle tütsülenmiştir. R. H. Karay Bu bitkinin tohumlarından yapılan nazarlık veya süs olarak kullanılan eşya. Devamını Oku

  • tel: Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne. Tencere, çaydanlık vb.ni ovarak temizlemek için kullanılan nesne. Devamını Oku

  • tel aviv yafo: Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne. Devamını Oku

  • luteosikrin: Penicillum islandicum türü bakterilerin ürettiği özellikle pirinç ve mısır gibi bitkilerde bulunan, özellikle karaciğer üzerinde toksik etkiye sahip, sarı renkli ve yağda biriken bir toksin. Devamını Oku

  • iç: Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı Örnek: Deniz gecenin içinde, gece denizin içindedir. Ç. Altan Oyuk şeylerin boşluğu. Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta. Devamını Oku

  • ırz düşmanı: Cinsel zevki için her türlü yasa ve töreleri çiğnemekten çekinmeyen kimse Örnek: Kendimi, halkın ırz düşmanı dediği erkeklere çok üstün buluyorum, beğeniyorum. R. H. Karay Devamını Oku

  • ırz düşmanı: Cinsel zevki için her türlü yasa ve töreleri çiğnemekten çekinmeyen kimse Örnek: Kendimi, halkın ırz düşmanı dediği erkeklere çok üstün buluyorum, beğeniyorum. R. H. Karay Devamını Oku

  • öyle: Onun gibi olan, ona benzer Örnek: Ben öyle bir şey demedim. R. H. Karay O yolda, o biçimde, o tarzda Örnek: … öyle tembel tembel salınışları, birdenbire öyle bir duruşları, arkalarına bir bakışları var ki, insanı çileden çıkarıyor. Y. K. Karaosmanoğlu O denli, o kadar, o derece Örnek: Bugünlerde biraz üzüntü içindeysen de, kasavetlenmeyesin öyle. O. C. Kaygılı İçinde “ne, nasıl” vb. sorular bulunan Devamını Oku

  • pasaj: İçinde dükkânlar bulunan, üzeri kapalı veya açık çarşı Örnek: Yemeğini son günlerde oracıkta, pasaj içindeki Macar lokantasında yiyordu. R. H. Karay Bir yazıdan, bir eserden alınan bölüm, parça Örnek: Roman veya hikâyede güzel pasajlar hâlinde bizi sürükleyecek bu şiir ne yazık ki, bir hikâye içinde değil! S. F. Abasıyanık Geçiş Devamını Oku

  • eski: Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı Örnek: Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden? N. Ataç Önceki, sabık Örnek: Anlatışına bakılırsa, eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş. H. Taner Geçerli olmayan Örnek: Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir. R. N. Güntekin Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Devamını Oku

  • halka: Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember Örnek: Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı. F. R. Atay Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı. Değerli metallerden yapılan çember biçimindeki süs eşyası. Devamını Oku

  • braze: Pirinçle kaplamak Pirince benzer hale getirmek Devamını Oku

  • küvet: İçinde bazı şeyler veya el yıkanan kap Örnek: Ufak bir küvetin içine siyah görünen bir mayi döktü. R. H. Karay Banyoda içinde yıkanılan tekne Bk. tekne Devamını Oku

  • şetaretli: Şetareti olan, neşeli, şen, cıvıl cıvıl Örnek: Bu hava içinde her şey parlak bir varlık göstermeye başlar, suni ve şetaretli bir âlemin zevki ortalığı kaplardı. A. Ş. Hisar Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar