şen şakrak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte şen şakrak kelimesinin manası:

  1. Çok neşeli, şakrak, şen şatır
    Örnek: Hepsi şen şakrak, sesli sesli gülüşerek, haykırışarak denizden geliyorlar. P. Safa

şen şakrak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • şakrak: Şen, neşeli (ses). Şen, neşeli, hayat dolu bir biçimde Örnek: Yeni çıkan ayın ışığında şakrak ve kıvrak oynuyordu. H. E. Adıvar san asma nevinden bülbül gibi öten bir kuş Devamını Oku

  • haykırış: Haykırma işi veya biçimi. Haykırma sesi Örnek: Uzaklarda bir haykırış benim ismimi çağırıyor gibi. P. Safa Devamını Oku

  • şen şatır: Şen şakrak. Devamını Oku

  • en büyük en çok en yüksek: A’zamî. Devamını Oku

  • akşakrak: Bk. boz alamecek Devamını Oku

  • şakrak kuşu: İspinozgillerden, başı siyah, boynu kırmızı, ötücü bir kuş (Pyrrhula pyrrhula). Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ispinozgiller (Fringillidae) familyasından, 16.5 cm kadar uzunlukta, sırtı kül rengi, karnı kırmızı, başı Devamını Oku

  • al renkli şakrak kuşu: Bk. çütre Devamını Oku

  • kırmızı kuyruklu şakrak kuşu: Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ispinozgiller (Fringillidae) familyasından, 19 cm kadar uzunlukta, erkeğinin sırtı kahverengi, kırmızı, kuyruğu pembe, dişisi genellikle kül kahverengi olan bir tür. Devamını Oku

  • mümkün mertebe: Olabildiğince, yapabildiği kadar Örnek: İçinin sıkıntısını ondan mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı. P. Safa Devamını Oku

  • hepsi: Bütünü, tamamı, tümü, cümlesi, hep Örnek: Bütün bu işlerin hepsi yapıldı. P. Safa Devamını Oku

  • en aşağı en az: Asgarî. Devamını Oku

  • üşenç: Üşenme, üşengeçlik Örnek: Doğruyu aramanın üşenci ruhlara çöktü mü? S. F. Abasıyanık Devamını Oku

  • geçen: Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.) Örnek: Yine bir gün o kızı geçen yıl gördüğü incirlikte bir daha gördü. O. C. Kaygılı Devamını Oku

  • yeregeçen: Havuç Örnek: Ana çapa çapalar, ot yolar, soğan, sarımsak, yeregeçen eker. T. Buğra Devamını Oku

  • sıkıntı: İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet Örnek: İçinin sıkıntısını mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı. P. Safa Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, meşakkat, mihnet Örnek: Sıkıntı ve ıstırapla sağa sola döndüm. A. Gündüz Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı Örnek: İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim. S. F. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar