sevdalı sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte sevdalı kelimesinin manası:

  1. Sevdaya tutulmuş olan, tutkun, vurgun, âşık
    Örnek: Cömert sevgili bunların da parasını saydıktan sonra iki sevdalı oradan çıktılar. H. Taner
  2. Bir şeye gereğinden çok düşkünlük gösteren, eğilim duyan.

sevdalı ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • sevdalı: Sevdaya tutulmuş olan, tutkun, vurgun, âşık Örnek: Cömert sevgili bunların da parasını saydıktan sonra iki sevdalı oradan çıktılar. H. Taner Bir şeye gereğinden çok düşkünlük gösteren, eğilim duyan. Devamını Oku

  • kara sevdalı: Kara sevdaya tutulmuş, melankolik. Devamını Oku

  • algın: Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun. Devamını Oku

  • meftun: Tutkun, gönül vermiş, vurulmuş Gönül vermiş, tutkun. Devamını Oku

  • hayran: Çok beğenen, hayranlık duyan (kimse) Örnek: El işi olmasına rağmen el değmeden yapılmış hissini veren bu nadide sanat eserine hayrandı. C. Uçuk Hayranlık duyan, hayrette kalan. Son derece beğenen, tutkun. Devamını Oku

  • vurgun: Kolayca ve haksız ele geçen kazanç, ihtikâr, spekülasyon. Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar. Devamını Oku

  • emekli: Emek harcanarak elde edilen, zor, zahmetli. Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan (kimse) Örnek: Buraya gelenler hep asker emeklileridir. H. Taner Devamını Oku

  • emekli: Emek harcanarak elde edilen, zor, zahmetli. Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan (kimse) Örnek: Buraya gelenler hep asker emeklileridir. H. Taner Devamını Oku

  • net: Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algıladığı, iyi görünen. İyi duyulan (ses). Devamını Oku

  • fazla: Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade Örnek: Yaşamak için çok zorluk çekiyordu. Fazla olarak hastaydı. R. N. Güntekin Daha çok, aşkın Örnek: Biz ancak Cumhuriyet devrinde elli yıldan fazla bir barış devri geçirmişiz. B. Felek Artmış olan. Devamını Oku

  • haydi: İsteklendirmek, çabukluk belirtmek için kullanılan bir söz, hadi Örnek: Haydi! Sen git, beni yalnız bırak, bu akşam iyi değilim. A. İlhan Kabul ve onama bildiren bir söz. Hafifseme, alay etme belirten bir söz Örnek: Haydi Devamını Oku

  • melankolik: Kara sevdaya tutulmuş, kara sevdalı Örnek: Tanzimat devrinin en lirik ve en melankolik simasını kaybettik. O. S. Orhon Hüzün veren, hüzün belirtisi olan Örnek: Bu memleket musiki gibi hem melankolik hem şakrak bir memlekettir. S. F. Abasıyanık Devamını Oku

  • enflasyon: Para şişkinliği. Gereğinden fazla artış, şişkinlik Örnek: Hasılı orada da bizdeki gibi bir armağan enflasyonu var. H. Taner Pahalılık Örnek: Esnaf, enflasyonun acısını fiyatları insafsızca artırarak çıkarıyor. H. Taner Fiyatlar genel düzeyindeki sürekli artış. Devamını Oku

  • aşırı: Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın Örnek: Ticaret az gelişmiş toplumlarda aşırı bir gelişme gösterir. O. Rifat Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit. Gereğinden fazla, çok. Devamını Oku

  • hasta: Sağlığı bozuk olan, esenliği yerinde olmayan, hastalanmış, rahatsız Örnek: Annem o evin önü sofalı bir odasında hasta yatıyordu. Y. K. Beyatlı Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar