sıddıkın sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte sıddıkın kelimesinin manası:

  1. Sıddık olanlar, Hazret-i Ebubekir (R.A.) gibi olanlar. Hazret-i Ebubekir (R.A.) gibi olanlar ve Onun izini takib edenler. Allah yolunun sadakatte en ileri olanları. (Osmanlıca'da yazılışı: sıddîkîn)

sıddıkın ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • ebu bekiri sıddık: Asıl adı Abdullah, künyesi Ebu Bekir, lakabı Sıddık ve Atik. Erkekler içerisinde Resul-i Ekreme (A.S.M.) ilk iman eden; bütün muharebelerde ona refakat eden; seferde, hazarda, bütün tehlikeli anlarda Peygamber Efendimizle (A.S.M.) beraber çalışmış ve onun en yakın Sahabesi. Onun sohbetinden feyz almış, nübüvvet sırlarının en samimi mahremi. Her şeyini, bütün malını İslamiyet uğruna, Peygamberimize (A.S.M.) Devamını Oku

  • sıddık: Hiç yalan söylemeyen, doğru konuşan, sözünün eri. 1. çok doğru olan, hiç yalan söylemeyen. hakikati kabul eden ve onaylayan kişi. 2. kur’an’da peygamberleri vasfetmek, iman edenlerin sıfatı ve şehitlikten Devamını Oku

  • imamı caferi sadık: (Hi: 83-148) Hazret-i Ali’nin (R.A.) torununun torunudur. Medine-i Münevvere’de yaşamıştır. Annesi, Hazret-i Ebu Bekir’in soyundandır. Manevi nüfuzu çok ileri idi, dine büyük hizmetleri görüldü. Demiştir ki: “Kim nefsi için nefsi ile mücahede ederse, keramete kavuşur, kim de Allah için nefsi ile mücahede ederse, Allah’a kavuşur.” Eimme-i İsna Aşerin altıncısıdır. (K.S.) (Osmanlıca’da yazılışı: imam-ı ca’fer-i Devamını Oku

  • sıddıkiyet: Sadakat ve doğrulukta en ileri oluş. Çok sadık olma hali. Velilik mertebesinin nihayeti. Peygamberlik mertebesinin bidayeti olan makam. (Osmanlıca’da yazılışı: sıddîkiyet) Devamını Oku

  • kanitın: Kunut ve dua edenler. Allah’a itaat ve ibadet edenler. (Osmanlıca’da yazılışı: kanitîn) Devamını Oku

  • mütekamilın: Tekamül etmiş olanlar. Kamil ve olgun kimseler. Allah’ın emrine uygun şekilde hareketi alışkanlık haline getirmiş olanlar. (Osmanlıca’da yazılışı: mütekâmilîn) Devamını Oku

  • mütekamilın: Tekamül etmiş olanlar. Kamil ve olgun kimseler. Allah’ın emrine uygun şekilde hareketi alışkanlık haline getirmiş olanlar. (Osmanlıca’da yazılışı: mütekâmilîn) Devamını Oku

  • sıddıka: Çok doğru, yalan söylemeyen. Hz. Ayşe’nin lakabı. Devamını Oku

  • mütebahhirın: Bilgileri pek çok olanlar, deniz gibi derin bilgili olanlar. Allameler. (Osmanlıca’da yazılışı: mütebahhirîn) Devamını Oku

  • mutavassıtın: (Mutavassıt. C.) Aracılar, tavassut edenler, vasıta olanlar. (Osmanlıca’da yazılışı: mutavassıtîn) Devamını Oku

  • mütebasbısın: (Mütebasbıs. C.) Yaltaklananlar, tabasbus edenler. (Osmanlıca’da yazılışı: mütebasbısîn) Devamını Oku

  • mücahidın: (Mücahid. C.) Mücahidler. Cihad edenler. Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla çalışan, çarpışanlar. (Osmanlıca’da yazılışı: mücahidîn) Devamını Oku

  • kuss ibni saide: İslamiyetten önce Arabistan’da yaşamış İyad Kabilesinin ileri gelenlerinden, mühim hakikatlı bir şairdir. Carud gibi hakperesttir. Henüz Hazret-i Muhammed Aleyhissalatü Vesselam genç iken Suk-ı Ukaz panayırındaki hitabeti ile meşhurdur. Hitabesinde bir Hak Peygamber geleceğini ve onun en güzel bir din üzere olacağını müjdelemiştir. (K. En. Sh. 61) (Osmanlıca’da yazılışı: kuss ibn-i saide) Devamını Oku

  • mütabiın: (Mütabi’. C.) Tabi olanlar, uyanlar, iktida edenler. (Osmanlıca’da yazılışı: mütabiîn) Devamını Oku

  • fuhuli müfessirın: Tefsircilerin en ileri gelenleri, müfessirlerin en önde olanları. (Osmanlıca’da yazılışı: fuhul-i müfessirîn) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar