sitopatik sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte sitopatik kelimesinin manası:

  1. (Yun. kytos: hücre; pathos: ıstırap) Hücreye zarar veren ya da hastalanmasına neden olan.

sitopatik ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • sitopatik etki: Virüs enfeksiyonunu takiben hücre kültürlerinde gözlenen mikroskobik değişiklikler, CPE. Devamını Oku

  • sitopatik virüs: Hücre kültürlerinde belirli bir kuluçka süresi sonunda sitopatik etki gösteren virüsler. Devamını Oku

  • sitopatik virüs: Hücre kültürlerinde belirli bir kuluçka süresi sonunda sitopatik etki gösteren virüsler. Devamını Oku

  • sitopatik olmayan virüs: Hücre kültürlerinde sitopatik etki göstermeyen virüsler, NCPV. Devamını Oku

  • sitokrin salgılama: (Yun. kytos: boşluk; ekrinein: çıkarmak) Hücreden hücreye yapılan salgılama. Devamını Oku

  • sitotoksik: Göze ağulayıcı (Yun. kytos: hücre; toxikon: zehir; ana: yukarı; phylax: muhafız) Hücrelerin ölümüne neden olan. Sitosidal. Devamını Oku

  • sitotoksik: Göze ağulayıcı (Yun. kytos: hücre; toxikon: zehir; ana: yukarı; phylax: muhafız) Hücrelerin ölümüne neden olan. Sitosidal. Devamını Oku

  • sitotoksik: Göze ağulayıcı (Yun. kytos: hücre; toxikon: zehir; ana: yukarı; phylax: muhafız) Hücrelerin ölümüne neden olan. Sitosidal. Devamını Oku

  • sitotropik antikor: (Yun. kytos: hücre: tropikos: dönme; anti: karşı) Aşın duyarlılığa karşı hayvanı hassaslaştıran, hedef hücreye özellikle mast hücrelerine bağlanan antikor. Devamını Oku

  • nocuous: Zarar veren. Zararlı, zarar veren, zehirli Devamını Oku

  • verici hücre: Rekombinasyonda alıcı hücreye DNA veren hücre. Devamını Oku

  • toxoplasmic: Toksoplazmik, omurgalıların hastalanmasına sebep olan Devamını Oku

  • buğday güvesi: Tahıla zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). Böcekler (Insecta) sınıfının, pul kanatlılar (Lepidoptera) takımından, kanatları dar ve kenarları saçak gibi tüylü, tırtılları tahıl üzerinde yaşayan bir eklem bacaklı türü. Devamını Oku

  • zararlı: Zarar veren, zararı dokunan, dokuncalı, muzır, tahripkâr Örnek: Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım. B. Felek Devamını Oku

  • korunma: Korunmak işi Örnek: En iyi korunma çaresi yeşil dal altlarına sinmeye kaldı! H. Taner Bk. sakınma Hastalığın yayılmasını, sağlamların hastalanmasını, iyileşenlerin tekrar hastalanmasını önleyecek önlemleri almak, profilaksi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar