spread sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte spread kelimesinin manası:

  1. Yaymak, sermek, açmak
  2. Alabildiğine açmak
  3. Dağıtmak, saçmak, neşretmek
  4. Sirayet ettirmek, bulaştırmak
  5. Ayırmak
  6. Üzerine sermek, kaplamak
  7. Sürmek
  8. Kurmak (sofra)
  9. Teferruatıyla meydana koymak veya kaydetmek
  10. Uzatmak
  11. Yayılmak, serilmek
  12. Dağılmak, saçılmak, neşrolunmak
  13. Yayılmak, şayi olmak
  14. Sirayet etmek, bulaşmak
  15. Birbirinden ayrılmak
  16. Yayılma
  17. Saha, vüsat
  18. Ortu (sofra veya yatak için)
  19. Dili
  20. Yaymak, sürmek, sermek, açmak, uzatmak, döşemek, iki yana açmak, ayırmak, bulaştırmak, yayılmak, uzanmak, göz alabildiğine uzanmak, açılmak, sürülmek, dağılmak

spread ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • spread 2: Yayılma. iki uç arasındaki genişŸlik/uzunluk: What´s the spread of this tree? Bu ağŸacın dallarının yayıldığŸı alan ne kadar? What is the spread of this eagle´s wings? Bu kartalın kanat uzunluğŸu ne kadar? These grades show a wide spread. Bu notların en küçüğŸüyle en büyüğŸü arasında epey fark var. çiftlik. dili zengin bir sofra. (gazetede bir Devamını Oku

  • spread abroad: Yaymak (dedikodu vb.), herkese yaymak Devamını Oku

  • spread like wildfire: Büyük bir hızla yayılmak. Devamını Oku

  • spread eagle: Gergin kanatlı kartal, aşırı milliyetçilik, şovenizm, el ve ayaklarını birbirine değdirme (buz pateni) Kol ve ayak bileklerini birbirine bağlamak Devamını Oku

  • spread eagleism: Şovenizm Devamını Oku

  • halva spread: Helva ezmesi, öğŸütülmüşŸ susam tohumlarından yapılan tatlı ezme Devamını Oku

  • spread it thick: Abartmak Devamını Oku

  • divide: Bölmek, taksim etmek, ikiye ayırmak, kesmek Tevzi etmek, dağıtmak Devamını Oku

  • go: Japonya’da oynanan bir çeşit satranç. Gitmek; başlamak; girmek; geçmek; uymak, yayılmak; olmak, haline gelmek; tükenmek; sonuçlanmak; kaybolmak; ölmek; koyulmak; yapılmak; bahse girmek, iddiaya girmek, işlemek Devamını Oku

  • stretch: Uzatmak Sermek, germek, yaymak Çekip Devamını Oku

  • lay 2: (dikkatle) koymak. yatırmak; sermek. (tuğŸla) örmek. (halı) döşŸemek.. yatışŸtırmak. (yumurta) yumurtlamak; yumurtlamak. (iddiada) bulunmak. (suç) yüklemek. (teklif) sunmak. 10. yaymak. 11. (sofra) kurmak, hazırlamak. 12. (plan, tuzakb.´ni) kurmak. 13. den. (bir yöne) gitmek. ” Devamını Oku

  • extend: Genişletmek, yaymak, uzatmak, devam ettirmek, yardım eli uzatmak, vermek, genişlemek, büyümek, uzamak, avcı hattına yayılmak Uzatmak, yaymak Devamını Oku

  • lay: Tortu, posa. Söyleyen, söyleyici. (Osmanlıca’da yazılışı: lay (-)) Devamını Oku

  • die: Bk. Türkiye İstatistik Kurumu (çoğ dies) kalıp, lokma, sikke damgası Devamını Oku

  • range: Dizmek, sıralamak Sınıflandırmak Tanzim etmek, Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar