sterilizatör sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte sterilizatör kelimesinin manası:

  1. Çeşitli maddelerle, alet ve malzemeleri steril duruma getirmek için kullanılan ve kuru havayla çalışan cihaz, sterilizasyon fırını, kuru hava sterilizatörü, Pasteur fırını.

sterilizatör ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • kuru hava sterilizatörü: Sterilizatör. Devamını Oku

  • vantilatör: Kapalı bir yerin sıcak ve durgun havasını dalgalandırarak esinti sağlayan veya böyle bir ortama temiz hava üfleyen alet Örnek: … babası, vantilatörün sesine ve dönüşüne tahammül edemezmiş. R. H. Karay Bazı tarım alet veya makinelerinde tohumları savurmak, temizlemek için içeriye hava çeken alet. Devamını Oku

  • yoğunlaştırıcı: Uçuğu yoğuşturmaya ve sıvı olarak toplamaya yarayan aygıt. Uçuğu yoğuşturmaya ve sıvı olarak toplamaya yarayan aygıt. Devamını Oku

  • desikatör: Kurutma kabı. Örneklerden suyun çekilmesi ve maddenin kuru hâlde kalması için, içinde nem alıcı madde bulunan, sıkı kapanan kap. Devamını Oku

  • kompresör: Bir akışkanı veya gazı, gereken basınca göre sıkıştırmaya yarayan alet, sıkmaç. Yol yapımında, dökülen çakılları, kumları bastırıp sıkıştırmak için kullanılan ağır silindirli araç. Devamını Oku

  • karıştırıcı: İki veya daha çok maddeyi birbiri içinde dağıtmaya, karıştırmaya yarayan araçların genel adı, mikser. Çeşitli besin maddelerini karıştırma ve çarpma işinde kullanılan araç veya alet. Devamını Oku

  • otoklav: Vida ve cıvatalarla tutturulmuş basit bir kapağı olan, iç basınca dayanıklı kap. Laboratuvar işlerinde ve ameliyatlarda yararlanılan her türlü araç ve gereçleri mikropsuzlaştırmak için kullanılan basınçlı buhar kazanı. Devamını Oku

  • dedektör: Gaz, mayın, radyoaktif mineral, manyetik dalga vb.ni bulmaya yarayan cihaz, bulucu. Bk. algıç Devamını Oku

  • pürüzalır: Bir borunun ağzına biçim vermek, genişletmek veya çapaklarını, pürüzlerini almak için kullanılan, çevresinde kesici yüzü bulunan alet. Boru ağzındaki çapakları gideren aygıt. Devamını Oku

  • kısır: Üreme imkânı olmayan, döl vermeyen (insan ve hayvan). Ürün vermeyen (toprak). Devamını Oku

  • kurutmak: Suyunu ve ıslaklığını giderip kuru duruma getirmek Örnek: Göz yaşlarını kurut, dedi; bilirsin ki kader değişmez. C. Meriç Bitki canlılığını yitirmek. Bazı sebze ve meyvelerin buharlaştırılmasıyla kuru bir durum almasını sağlamak. Devamını Oku

  • karbüratör: Patlamalı motorlarda akaryakıtı buharlaştırıp hava ile karışmasını sağlayan cihaz. Bk. karaç Devamını Oku

  • yangın söndürücü: Yangın söndürmeye yarayan alet, söndürücü. Yanan özdeklerin havayla ilgisini keserek yangınları söndürmeye yarayan araç. Devamını Oku

  • hoparlör: Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektikçe sesi yükselten alet. Radyo, pikap, teyp vb. araçlarda sesi işitilebilecek duruma getiren alet Örnek: Hemen hemen bütün Batı ülkelerini gezdim. Hiçbir yerde hoparlör sesi duymadım. Devamını Oku

  • şırınga: Havayı, sıvıları emmeye veya itmeye yarayan alet. Kaslar veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek için kullanılan bir tür pompa, araç, iğne, enjektör. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar