sucuklaşmak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte sucuklaşmak kelimesinin manası:

  1. Ter ve kirle sucuk rengini ve görünümünü almak
    Örnek: Bu kuşağın içindeki meşin kemer sucuklaştı. Ö. Seyfettin

sucuklaşmak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • sucuklaşma: Sucuklaşmak işi veya durumu. Devamını Oku

  • yapışmak: Yapışıcı olan veya yapışkan bir maddeye bulanmış olan bir şey ayrılmayacak bir biçimde bir yere tutunup kalmak Örnek: Zarfın iyice yapışıp yapışmadığına o kadar dikkat etti ki… S. F. Abasıyanık İyice yaklaşmak, sokulup değmek. Devamını Oku

  • tunçlaşmak: Tunç rengini almak. Devamını Oku

  • pancarlaşmak: Pancar rengini almak. Devamını Oku

  • bronzlaşmak: Güneşte yanarak bronz rengini almak. Devamını Oku

  • sıkmak: Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak Örnek: Yalnız kalan kadın titriyor, hıçkırarak kucağındaki yavrusunu sıkıyor. Ö. Seyfettin Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak. Dar gelmek Örnek: Belimi sıktı Devamını Oku

  • uğraşmak: Bir işi başarmaya çalışmak, iş edinmek Örnek: İkisi barbut oynuyor, üçüncüsü, en küçükleri, bir çekirgeye sigara içirmeye uğraşıyordu. H. Taner Bir iş üzerinde sürekli çalışmak Örnek: Muhacir kümeleri arasında, ekmek dağıtmakla uğraşan yaşlıca bir adama seslendi. P. Safa Zamanını bir işe verme durumunda kalmak Örnek: Ee, hadi yürü yahu. Senlen mi uğraşacağız? H. Taner Savaşmak Örnek: Düşmanlarla uğraşmak için sonuna kadar çalışmaya azmettik. Atatürk Birine kötü davranmak Örnek: Aman, Devamını Oku

  • uçmak: Cennet. Kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak Örnek: Biraz havalanıp bir başka kayaya kadar uçtu. S. F. Abasıyanık Uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, Devamını Oku

  • şakımak: Ötücü kuşlar ezgili ses çıkarmak, ötmek, şakramak, terennüm etmek Örnek: Kalk dilber, gidelim bağ arasına / Şakısın bülbüller, gül incinmesin. Karacaoğlan Güzel şarkı söylemek veya şiir okumak Örnek: Hep aşkı, hep inançları, hep yurt sevgisini şakıyan şairler vardır; ben şair olsaydım ışığın verdiği hazları söyler, hep güneşe övgüler yazardım. N. Ataç Çok konuşmak, çenesi düşmek Örnek: Eskiden hiç lakırtı söylemeyen bu ihtiyar, şimdi Devamını Oku

  • şakımak: Ötücü kuşlar ezgili ses çıkarmak, ötmek, şakramak, terennüm etmek Örnek: Kalk dilber, gidelim bağ arasına / Şakısın bülbüller, gül incinmesin. Karacaoğlan Güzel şarkı söylemek veya şiir okumak Örnek: Hep aşkı, hep inançları, hep yurt sevgisini şakıyan şairler vardır; ben şair olsaydım ışığın verdiği hazları söyler, hep güneşe övgüler yazardım. N. Ataç Çok konuşmak, çenesi düşmek Örnek: Eskiden hiç lakırtı söylemeyen bu ihtiyar, şimdi Devamını Oku

  • boğazlaşmak: Birbirini boğazlamak Örnek: İçimde bir boşlukla karmakarışık bir doluluk boğazlaşıyor. A. Gündüz Kıyasıya dövüşmek Örnek: Otuz bu kadar devlet, hiç durmadan dinlenmeden boğazlaşabilirler miydi? Ö. Seyfettin Devamını Oku

  • küstahlaşmak: Küstah duruma gelmek Örnek: Daha ziyade küstahlaştım. Ö. Seyfettin Devamını Oku

  • yığmak: Bir tepe oluşturacak biçimde üst üste koymak. Biriktirmek. Devamını Oku

  • siyahlaşmak: Rengi karaya dönmek, kararmak Örnek: … o mor karanlıkların siyahlaştığı yere yaklaşıyordu. Ö. Seyfettin Devamını Oku

  • soluklaşmak: Gerçek rengini yitirmek, rengi solmak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar