sünnetli sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte sünnetli kelimesinin manası:

  1. Sünnet edilmiş olan.

Sponsorlu Bağlantılar

sünnetli ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • sünnetli: Sünnet edilmiş olan. Devamını Oku

  • sünnet çocuğu: Sünnet edilmiş veya edilecek çocuk Örnek: Yaralı asker biraz sünnet çocuklarını andırır. Y. K. Karaosmanoğlu Devamını Oku

  • minhacüs sünnet: Sünnet yolu. Sünnet caddesi. Hazret-i Peygamber’in (A.S.M.) gittiği, emrettiği şeriat yolu. (Osmanlıca’da yazılışı: minhac-üs sünnet) Devamını Oku

  • sünnetsiz: Sünnet edilmemiş olan. Devamını Oku

  • sünnetlik: Sünnet için hazırlanmış olan. Devamını Oku

  • sunna: Sünnet, temelini Peygamber Hz. Muhammet’in sözleri ve davranışŸlarının oluşŸturduğŸu İslami din kurallarının büyük kısmı (ayrıca Sünnet) Devamını Oku

  • fırkai naciye: Kur’an-I Kerim’e ve Sünnet-i Seniyeye sıkı sıkıya bağlı olup Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolundan ayrılmayan müslümanlar. Bunlar kıyamete kadar lütf-u İlahi ile devam eder. (Osmanlıca’da yazılışı: fırka-i nâciye) Devamını Oku

  • adab: Aktöre. (Edeb kelimesinin çoğuludur.) Usul, yol, yordam, davranış kaideleri, terbiye. Ahlak ve terbiyenin gerektirdiği konuşma ve hareket tarzı. Adaba uymayanlara edepsiz denir.”Edipler edepli olmalı” yani yazarlar, edebiyatçılar dine, ahlaka ve Devamını Oku

  • circumciser: Sünnetçi, sünnet eden kimse Devamını Oku

  • circumcise: Sünnet etmek. Sünnet etmek, bızırı kesme;, ruhen temizlemek, günahlardan arındırmak Devamını Oku

  • düğün: Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence, cemiyet Örnek: Babam düğünün savaştan sonraya kalmasını uygun görmüş. A. Gündüz Sünnet düğünü. Bir olayı kutlamak için yapılan büyük eğlence veya tören. Devamını Oku

  • içme suyu: İçilebilecek nitelikte olan su. Filtre edilmiş ve sağlık otoritelerinin onay verdiği bir yöntemle dezenfekte edilmiş su. Devamını Oku

  • sünnetçilik: Sünnetçinin yaptığı iş. Devamını Oku

  • tımarlı: Tımar edilmiş (binek hayvanı). Bakılmış, tedavi edilmiş (yara veya hasta). Devamını Oku

  • indicated: [indicate] göstermek, belirtmek, işaret etmek, bildirmek, çıtlatmak, gerektirmek Gösterilen, gösterilmişŸ, işŸaret edilmişŸ; ifade edilmişŸ, ifade edilen; ima edilmişŸ, ima edilen, anlatılmak istene; hissettirilen, sezdirilen; belirli, kısıtlı, sınırlı; kategorize edilmişŸ, sınıflandırılmışŸ; Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar