takunyalı sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte takunyalı kelimesinin manası:

  1. Takunyası olan, nalınlı
    Örnek: Başı yemenili, ayağı takunyalı sarışın bir köylü kızı bana sordu. R. H. Karay
  2. Siyaseti dinî kurallara göre yapmak isteyen kimse.

takunyalı ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • eda: Davranış, tavır Örnek: Alaycı bir eda ile soruyorum. R. H. Karay Naz, işve Örnek: Giyimi kuşamı tepeden tırnağa Paris modası ya, nazı edası hiç aşağı kalmıyor ki! A. İlhan Anlatış biçimi, tarzı Örnek: Sonra birdenbire sözlerinin konferans edasını değiştirerek bana sordu. Ö. Seyfettin Verme, ödeme, yerine getirme. Devamını Oku

  • dengeli: Dengesi olan, muvazeneli. Kurallara uygun, sıkıntı yaratmayan Örnek: Hiç kimse normal, sürekli ve dengeli bir basın rejimi yaşamış olduğunu iddia edemez. B. Felek Tutum ve davranışlarında uyum olan (kimse), istikrarlı. Devamını Oku

  • yemenili: Yemenisi olan Örnek: Başı yemenili, cılız bir kız çocuğu kahvelerden birine girdi. Y. K. Karaosmanoğlu Yemeni takmış olan. Devamını Oku

  • protokolcü: Protokol işleriyle uğraşan kimse. Kurallara sıkı sıkıya bağlı olan kimse Örnek: Pek protokolcü olduğu için yemek sessiz geçiyordu. F. R. Atay Devamını Oku

  • belirsizlik zamiri: İsmin yerini belirsiz, kabataslak tutan zamir, belgisiz zamir: bazısı, birkaçı, birçoğu, azı, herkes, biri vb. Kişileri veya nesneleri belirsiz olarak temsil eden zamir: bazısı, bazıları, başkası, biri, biriniz, birkaçı, birçoğumuz, Devamını Oku

  • bedhah: Başkasının kötülüğünü isteyen, kötü yürekli Örnek: İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Atatürk Fenalık isteyen. Herkesin kötülüğünü isteyen. Kötülük isteyen. (Osmanlıca’da yazılışı: bed-hah) Devamını Oku

  • scorched earth policy: KavrulmuşŸ dünya siyaseti, kavurucu dünya siyaseti, bir alanı yakma ve düşŸmanın kaynaklarını yok etme siyaseti Devamını Oku

  • dalkavuk: Bir işi beş kez yapmak. Bir şeyin sayısını beşe çıkarmak. Devamını Oku

  • düşman: Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, dost karşıtı Örnek: Ben ki dans salonlarına, barlara düşman bir adamımdır. S. F. Abasıyanık Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları Örnek: Her sokak düşmanlarla doluyken o, sevinçli sevinçli şarkı söylüyor. A. Gündüz Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar Örnek: Dostumuza güvenmeyelim de, düşmanımıza mı Devamını Oku

  • sahip: Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik Örnek: Ev sahibinin yanına gidileceğini tavrıyla belli ediyordu. R. H. Karay Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Devamını Oku

  • kanlı: Kan bulaşmış Örnek: Kanlı eğeyi mi saklamışlardı, başka bir delil mi? R. H. Karay Kanı olan. Kan dökülmesine sebep olan Devamını Oku

  • namaz: İslamın beş şartından biri olan ve Müslümanların günde beş vakit, dinî bakımdan belirlenen kurallara göre yapmak zorunda oldukları ibadet, salat Örnek: İki rekât namazı nerede olsa kılarız. P. Safa Devamını Oku

  • idmanlı: İdman yaparak çeviklik kazanmış olan (kimse), antrenmanlı. Herhangi bir şeye alışmış ve onu yadırgamaz duruma gelmiş olan (kimse) Örnek: İkimiz de yaş farkına rağmen idmanlı, eli yatkın adamlardık. R. H. Karay Devamını Oku

  • adam: İnsan. Erkek kişi, kadın karşıtı Örnek: İyi bir adam isterse, babası da verirse, varacak. M. Ş. Esendal Birinin yanında ve işinde bulunan kimse Örnek: Kendisi gayet kibirli, öfkeli olduğu için hizmetçileri ve adamları korkarlar. K. Devamını Oku

  • dişlek: Dişleri dışarıya doğru çıkık olan (kimse) Örnek: Kız, hafifçe dişlektir, gülünce belli olur. R. H. Karay Sözünü geçiren, istediğini yaptırabilen (kimse) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar