tarh sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte tarh kelimesinin manası:

  1. Çıkarma.
  2. Vergi koyma.
  3. Bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer
    Örnek: Çiçek tarhları üzerinde küçük sinek kümeleri görünüyor, birden kayboluyorlardı. Ö. Seyfettin

tarh ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • tarh etmek: Bir sayıyı bir sayıdan çıkarmak. Vergilendirmek, vergi koymak. Devamını Oku

  • to subtract tarh etmek: Çıkarmak Devamını Oku

  • uğraşmak: Bir işi başarmaya çalışmak, iş edinmek Örnek: İkisi barbut oynuyor, üçüncüsü, en küçükleri, bir çekirgeye sigara içirmeye uğraşıyordu. H. Taner Bir iş üzerinde sürekli çalışmak Örnek: Muhacir kümeleri arasında, ekmek dağıtmakla uğraşan yaşlıca bir adama seslendi. P. Safa Zamanını bir işe verme durumunda kalmak Örnek: Ee, hadi yürü yahu. Senlen mi uğraşacağız? H. Taner Savaşmak Örnek: Düşmanlarla uğraşmak için sonuna kadar çalışmaya azmettik. Atatürk Birine kötü davranmak Örnek: Aman, Devamını Oku

  • boşanmak: Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak Örnek: Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı? M. Ş. Esendal Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak. Birdenbire ve bol bol akmak Örnek: Bir zamandır Devamını Oku

  • boşanmak: Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak Örnek: Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı? M. Ş. Esendal Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak. Birdenbire ve bol bol akmak Örnek: Bir zamandır Devamını Oku

  • kompleks: Karmaşık Örnek: Heveskârlar için hece ve aruz, bir kompleks, içinden çıkılmaz bir yoldu. S. Birsel Karmaşık. Karmaşıklık, karmaşa. Devamını Oku

  • presentment: Sunma, takdim Göz önüne koyma, sergileme Devamını Oku

  • çemberli: Çemberi olan. Çember geçirilmiş olan Örnek: Köşelerde ağır, ceviz ağacından yapılmış, demir çemberli mezarlar duruyor. Ö. Seyfettin Devamını Oku

  • kapı kapamaca: Tamamıyla, toptan, hep birden Örnek: Onlar kapı kapamaca kaçıktır. Ö. Seyfettin Devamını Oku

  • bostan gölgeliği: Bağ ve bahçelerde gölgelenmek veya yağmurdan korunmak için yapılan, üstü örtülü, basit gölgelik Örnek: İşte bunda bir kurt yeniği var, diye bu gece uyumamış, kuyu başındaki bostan gölgeliğinde beklemişti. Ö. Seyfettin Devamını Oku

  • kaş: Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar Örnek: Aşçıbaşı, kırçıl kaşlarını biraz daha çatıp karşıma çömeliyor. Y. Z. Ortaç Kemerli ve çıkıntılı şey veya yer. Sarp kayalık, uçurum. Devamını Oku

  • satranç: İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik olan on altışar siyah ve beyaz taşlarla oynanan bir oyun Örnek: İki kişiyi birden satrançta mat ettim. A. Gündüz Türk cambazlarının becerilerinden biri. İki cambazın bir tel üzerinde altlarına tek ayak üzerinde duran iskemleler alıp satranç oynama gösterisi. Devamını Oku

  • halita: Alaşım. Birden çok ögeden oluşmuş karmaşık bir bütün Örnek: Dede tecrübe neticesiyle her insanın zıt şeylerden yoğrulmuş bir halita olduğunu biliyordu. H. E. Adıvar Bk. alaşım Devamını Oku

  • damga vergisi: Kişiler veya kuruluşlar arası hukuki işlemlerin geçerliliğini belgeleyen kâğıtlardan alınan vergi. Çeşitli resmi belgelere kanunla belirlenmiş miktarda veya oranda pul yapıştırma, basılı damga koyma, makbuz verme, hakedişten kesinti yapma yoluyla Devamını Oku

  • tertip: Uygun bir sıraya, düzene koyma, sıralama Örnek: Bu gece yazılacak yazım, tertip olunacak nutkum var. Ö. Seyfettin Düzenleniş, sıralanış biçimi. Düzenleme Örnek: Bu zat, propagandayı tertip ve idareye memur imiş. Atatürk Doktorun hastaya verdiği ilaç düzeni. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar