telve sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte telve kelimesinin manası:

  1. Fincanın dibine çöken kahve tortusu
    Örnek: Fincanını çalkalayıp çalkalayıp diker, dibinde hiç telve bırakmamacasına! A. İlhan

telve ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • kallavi fincan: İri, kulpsuz fincan Örnek: Kallavi fincanını çalkalayıp çalkalayıp diker, dibinde hiç telve bırakmamacasına! A. İlhan Devamını Oku

  • çalkalamak: İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak Örnek: Kahvelerde zar çalkalayan avuçlar görüyorum. Y. Z. Ortaç Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak Örnek: Fincanını çalkalayıp çalkalayıp diker, dibinde hiç telve bırakmamacasına! A. İlhan Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek. Devamını Oku

  • fincan: Çay, kahve vb. sıcak şeyler içmekte kullanılan, genellikle kulplu, porselen veya camdan yapılmış küçük kap Örnek: Bir fincan kahve ve kızarmış ekmek getirin. H. E. Adıvar Elektrik tellerinin eklem noktalarına konulan porselenden yapılmış yalıtkan araç. Devamını Oku

  • demitasse: Küçük kahve fincanı Küçük bir fincan kahve. Devamını Oku

  • fincan fincan: Fincanı andırarak, fincan biçiminde Örnek: Sen hep böyle fincan fincan mı çiçek açarsın ayva ağacı? B. R. Eyuboğlu Devamını Oku

  • coffee grounds: Telve, kahve telvesi Devamını Oku

  • kahve: Sıcak iklimlerde yetişen, kök boyasıgillerden bir ağaç (Coffea arabica). Bu ağacın meyvesinin çekirdeği. Devamını Oku

  • çay bahçesi: Çay, kahve ve alkolsüz içkilerin içildiği bahçe Örnek: Üstü kat kat satılacak, altı ya çay bahçesi olacak ya da gazino! A. İlhan Devamını Oku

  • zarf: Kap, kılıf, sarma. İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese Örnek: Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler. A. Haşim İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap Örnek: Kenarları ezik bir çift Devamını Oku

  • kenar mahalle: Şehrin merkezinden uzak ve çoğu kültürsüz, görgüsüz ve fakir halkın oturduğu semt, kenar semt Örnek: Misafirliğe, sabah kahvesi içmeye giden kenar mahalle kadınlarının fincan dibinde kalmış telveyi de ekseriya kaşlarına sürmeleri âdetti. R. H. Karay Devamını Oku

  • tortu: Çökelti. Bir şeyin bayağı, işe yaramaz duruma gelmiş olanı Örnek: Babam isyanla bulanmış ruhunun bütün tortularını bana bırakıp gitmiştir. Y. K. Karaosmanoğlu Bir topluluğun soysuzlaşmış üyeleri. Devamını Oku

  • kahve tepsisi: Üstünde genellikle iki kahve fincanı taşımaya yarayan, dikdörtgen biçimli, düz, küçük tepsi. Devamını Oku

  • ispirtoluk: İspirto yakan küçük ocak, ispirto ocağı, kamineto Örnek: Mutfaktan bir yuvarlak tepsi içinde cezveyi, fincanları, kahve hokkasını ve bunların ortasında ispirtoluğu getirdi. A. İlhan Devamını Oku

  • bitişik: Birbirine dokunacak kadar yakınlaşmış veya yan yana olan Örnek: Mutfaktan bir yuvarlak gümüş tepsi içinde, cezveyi, fincanları, bitişik şeker ve kahve hokkasını getirdi. A. İlhan Yandaki Örnek: Bitişik odada yatan hasta bakıcı gürültüden uyanarak yanımıza geldi. R. N. Güntekin Yandaki ev, komşu Örnek: Asıl yalıya bitişik bir binada idiler. R. H. Karay Devamını Oku

  • kafein: Kahve ve çayda bulunan, hekimlikte kullanılan, kasları, sinirleri uyarıcı, mide salgısını ve metabolik hızı artırıcı etki yapan bir madde. Kahve taneleri ve çay yapraklarında bulunan, merkezî sinir sistemi üzerinde uyarıcı Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar