the sun shines sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte the sun shines kelimesinin manası:

  1. GüneşŸ parıldıyor, güneşŸ ışŸıldıyor, güneşŸ ışŸın yayıyor, güneşŸ etrafı aydınlatıyor

the sun shines ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • münevver: Aydın kimse Örnek: Biz şu anda bir münevverler aşiretinden başka neyiz? P. Safa Aydınlatılmış. Bk. seçkin Devamını Oku

  • around: Edat etrafına, etrafında, yakında, civarda Edat etrafına, etrafında, dört bir yanına, dört bir yanında Devamını Oku

  • nursaç: Nur-saç. “Işık saç, aydınlat” anlamında kullanılır ışık saç, aydınlat Devamını Oku

  • hover: Üstünde uçmak, etrafında gezinmek, sallanmak, duraksamak, civciv yuvası Fazla hareket etmeden üzerinde ve etrafında uçmak Devamını Oku

  • around 2: Edat etrafında: around the table masanın etrafında. civarında, etrafında: somewhere around Naples Napoli civarında bir yerde. orada burada: I roamed around the city. şžehri dolaşŸtım. Devamını Oku

  • round: Yuvarlaklaştırmak, etrafını sarmak, etrafında dönmek, etrafını dolaşmak, etrafını dolaşarak geçmek, yuvarlaklaşmak, tamamlanmak, dönmek Yuvarlak, değirmi Devamını Oku

  • dağınık ışık: Bir sahnenin genel olarak aydınlanmasını sağlayan veya sahnenin aydınlanma derecesini artırmakta kullanılan ışık. Bir sahnenin aydınlatılmasında genel aydınlatmayı sağlayan ya da sahnenin genel aydınlatılmasını arttırmakta kullanılan ışık. Devamını Oku

  • circumvallate: Etrafına siper çekili, etrafı çevrili Etrafına siper çekmek. Devamını Oku

  • etraf: Yanlar, taraflar Örnek: Her vakit oturdukları büyücek masanın etrafına yerleştiler. P. Safa Çevre, dolay Örnek: Meçhul kadın korka korka etrafına bakındı. A. Gündüz Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, muhit Örnek: Ama derdini etrafına anlatamıyordu işte. S. Ayverdi Kanat, kol ya da bacaklar. Devamını Oku

  • hisar: Bir şehrin veya önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış, yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale, kermen, germen. Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam. Devamını Oku

  • make hay while the sun shines: Fırsat varken yapmak, fırsattan istifade etmek Devamını Oku

  • make hay while the sun shines.: YağŸMur yağŸarken küpünü doldur. Devamını Oku

  • aksetmek: Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek Örnek: Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyla / Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi. Y. K. Beyatlı Işık bir yere vurmak Örnek: Bulunduğumuz yeri sarayın tek parça, geniş camlarından akseden avize ışıkları aydınlatıyordu. R. H. Karay Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Devamını Oku

  • circumventing the law: Kanunun etrafından dolaşŸma, yasadan kaçınma, yasal sistemin etrafında olma Devamını Oku

  • twining: Bir şŸey etrafında sarmal olan, birşŸey etrafında dönen; bükülen, kıvrılan; spiral şŸeklinde tırmanan (Botanik) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar