ücretli sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte ücretli kelimesinin manası:

  1. Ücretle çalıştırılan kimse
    Örnek: Bu saydığım bayram günleri bizim gibi ücretlilerin aylığını artırır. B. Felek
  2. Ücret karşılığı yapılan.

ücretli ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • ücretli öğretmen: Bir okulda asıl öğretmeni bulunmayan dersleri saat başına aldığı ücret karşılığında okutan kimse. Devamını Oku

  • ücretli özgür basım: Elinde maden bulunan kişinin bunu para basımı yerinde ve ücret karşılığında paraya çevirterek bastırması. Devamını Oku

  • bahar bayramı: Genellikle mayıs ayının ilk günlerinde kutlanan bayram Örnek: Bir bahar bayramının ikinci, üçüncü günleri, abla kardeş kokusunu kim bilir kaçıncı defa alıyordu. O. C. Kaygılı Devamını Oku

  • patron: Bir ticaret veya sanayi kurumunun sahibi, başı, işvereni Örnek: Bizim gazetecilerin çoğu patronu hesabına suç yüklenir. B. Felek Bir kuruluşta, bir iş yerinde makam bakımından yetkili kimse. Sözü geçen paralı kimse. Devamını Oku

  • yıllık: Yapımından veya doğumundan başlayarak üzerinden bir yıl geçmiş olan Örnek: O gün yıllık hesapları getirmişlerdi. F. R. Atay Bir yıl için, senelik, senevi. Yılda bir yapılan. Devamını Oku

  • balıkçı: Balık tutan veya satan kimse Örnek: Çevredeki balıkçılar görmüşler, bizi kurtardılar. A. Ş. Hisar Yıl boyunca veya avlama sezonu süresince su ürünleri üretimi ve avcılığıyla uğraşan, bu işi meslek olarak seçen kişi, ticari amaçla deniz ve iç sularda su ürünleri istihsal eden kaptan, balıkçı reisi, balıkçı ve tayfa gibi gerçek kişilerle tüzel kişileri, bunların ortak ve çalışanlarıyla su Devamını Oku

  • salıncaksız: Salıncağı olmayan Örnek: Bayramım, çocukluk bayramım salıncaksız geçmiş gibi gözüme yaş doldu. S. F. Abasıyanık Devamını Oku

  • işveren: İşçileri ücretle çalıştıran gerçek veya tüzel kişi, çalıştıran, patron Örnek: Fabrikaları, atölyeleri gezin, işçilerle, işverenlerle konuşun. S. F. Abasıyanık Bir iş sözleşmesine dayanarak herhangi bir işte ücret karşılığı işçi çalıştıran tüzel ya da gerçek kişi. Devamını Oku

  • hire: Kira, ücret Kiralama Ücretle tutmak Devamını Oku

  • emniyetli: İnanılır, güvenilir Örnek: Orada emniyetli bir adamımız koyunu alır, bizim namımıza keser, dağıtır. B. Felek Devamını Oku

  • devran: Dünya Örnek: Ben neyleyim büyükse devran. A. Hamit Kader, talih Örnek: Herkesin başına yazılan gelir, devrandır. Cem Sultan Zaman, çağ Örnek: Ben artık eskisi gibi değilim / Devran değişti. B. Necatigil Bk. dönmek Felek, kader, talih. Devamını Oku

  • çayırlık: Çayırı olan yer Örnek: En çok zevki, kasabanın bayram yerlerinden, halkın tatil günleri serpildiği çayırlıklardan aldım. S. F. Abasıyanık Devamını Oku

  • the intermediate days of succoth: Succoth bayramının tamemen tatil olmayan günleri, Succoth bayramının ilk ve son günü arasındaki günler Devamını Oku

  • hizmetkar: Ücretle iş gören genellikle erkek işçi, uşak. Ücretle iş gören genellikle erkek işçi, uşak Örnek: O zamanlarda hizmetkârlar lüzumunda efendilerine hizmet etmek için âdeta yanlarında bulunurlardı. A. Ş. Hisar Hizmet yapan kimse. Hizmetçi. Devamını Oku

  • fee: Ücret Duhuliye, giriş ücreti Tımar, Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar