uğultu sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte uğultu kelimesinin manası:

  1. Gürültülü, boğuk ve anlaşılmaz ses, uğuldama sesi
    Örnek: İçeride müphem, karışık bir uğultu var. F. R. Atay
  2. Bağlı olduğu yükseltecin topraklama sorununa bağlı olarak, gitar manyetikleri manyetik bir alandan etkilendiğinde veya tekli manyetikler kullanıldığında daha belirgin olan, ses sinyalinin verilmediği anda hoparlörden gelen uğultu.
  3. Okumada, yükselteçten ileri gelen gürültü
  4. Elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü. TV
  5. Televizyonda, elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi.
  6. Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü. Sinem./TV

uğultu ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • uğultu çizgisi: Doğru akım devrelerindeki kent akımıyla çalışan parçalardan dolayı almaç görüntülüğünde ortaya çıkan karanlık ve aydınlık çizgiler. Devamını Oku

  • uğultuönler: Ses yolunda ses imi bulunmadığı vakit çıkan uğultuyu önlemek amacıyla bu yolu saydamsız bir örtüyle kaplama yöntemi. Devamını Oku

  • uğuldamak: Sürekli gürültülü, boğuk ve anlaşılmaz ses çıkarmak Örnek: Soğuk rüzgâr beni boğacak bir haydut gibi kulaklarımda uğuldayarak geçiyordu. M. Ş. Esendal Beyinde, kulakta uğultu olmak Örnek: Gözlerim kararıyor, kulaklarım uğulduyordu. Ö. Seyfettin Bağlı olduğu yükseltecin topraklama sorununa bağlı olarak, gitar manyetikleri dış manyetik bir alandan etkilendiğinde veya tekli manyetikler kullanıldığında daha belirgin olan, ses sinyalinin verilmediği anda hoparlörden uğultu gelmesi. Devamını Oku

  • dil tutukluğu: Dilin iyi çalışmamasından ileri gelen söyleme güçlüğü, anartri. Herhangi bir sebeple konuşamama. Devamını Oku

  • doğu afrika topluluğu: Üye ülkeler arasındaki iktisadi, politik ve sosyal işbirliğini sağlamak ve geliştirmek amacıyla Kenya, Tanzanya, Uganda arasında 1967 yılında kurulan, 1993 yılında adı Doğu Afrika İşbirliğine dönüştürülen, 1999 yılından sonra yenidenDoğu Afrika Topluluğu adını alan ve merkezi Arusha (Tanzanya)’da olan topluluk. Devamını Oku

  • ılın uç: Üçlü, dörtlü elektrik kablolarındaki toprak teli. Devamını Oku

  • doğu kuramı: Rus ve Batı Avrupa halk kültürünün, Türk halkbilgisinin etkisi altında kaldığını savunanların ileri sürdükleri görüş, bk. halk kültürü, halk bilgisi, krş. yayılım. Devamını Oku

  • uğultulu: Uğultusu olan, uğultu çıkaran. Devamını Oku

  • kullukçu: Kullukta görevli yeniçeri. Silahtarağa ile ileri gelen saray ağalarının hizmetine bakan oğlan. Devamını Oku

  • uçuş açısı: Atmalarda, atılan nesnenin (gülle, çekiç, disk, cirit) uçuş yörüngesi ile atış doğrultusu arasındaki açı. Devamını Oku

  • konuşma bozukluğu: Bazı sesleri gereği gibi çıkaramamaktan ileri gelen söyleyiş, kötü telaffuz etme. Konuşmanın akışını bozan ve niteliğini etkileyen her tür olağandışı aksaklığa verilen ad. Devamını Oku

  • güney doğu asya uluslar topluluğu: Belirli sanayi dallarında işbirliği yapmak, bazı temel ürünlerde ortak gümrük tarifesi uygulamak, sosyal ve kültürel kalkınmayı geliştirmek, bölgede barış ve istikrar ortamı yaratmak amacıyla Malezya, Filipinler, Singapur, Tayland ve Endonezya tarafından 1967 yılında Bangkok Deklarasyonu ile kurulan ve 2000 yılında Kamboçya, Brunei Sultanlığı, Vietnam, Myanmar ve Laos’un katılımıyla genişleyen birlik. Devamını Oku

  • güneydoğu asya uluslarası topluluğu: Bk. Güney Doğu Asya Uluslar Topluluğu Devamını Oku

  • şeyh uçmaz, müridi uçurur: Bir kişiye inanlar, onu olduğundan çok üstün görürler ve onda olağanüstü özellikler bulunduğuna herkesi inandırmak isterler. Devamını Oku

  • doğuştan sağırlık: Doğum öncesi nedenlerden ileri gelen sağırlık. Duyu yeteneğinin doğuştan azlığı veya tamamen yokluğu. Genellikle koklea kanalının dejenerasyonu sonucu biçimlenir, kedi ve köpeklerde görülür. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar