ulan sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte ulan kelimesinin manası:

  1. Ey
    Örnek: Ulan, bizim sokak çocukları ne insan şeyler be! M. Ş. Esendal
  2. Öfke ve nefret anlatan bir seslenme sözü
    Örnek: Uşaktım ulan ne olacak, dediği zaman kimse sesini çıkarmazdı. S. F. Abasıyanık

ulan ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • ulan bator: Ulan-Bator (Urga), Moğolistan’ın başkenti. Devamını Oku

  • ulanış: Ulanmak eylemi ya da biçimi. Devamını Oku

  • buğulanış: Buğulanma işi veya biçimi. Devamını Oku

  • konuşulan dil: Bak. Dil. Devamını Oku

  • düşman: Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, dost karşıtı Örnek: Ben ki dans salonlarına, barlara düşman bir adamımdır. S. F. Abasıyanık Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları Örnek: Her sokak düşmanlarla doluyken o, sevinçli sevinçli şarkı söylüyor. A. Gündüz Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar Örnek: Dostumuza güvenmeyelim de, düşmanımıza mı Devamını Oku

  • bre: “Ey, hey” anlamında kullanılan bir seslenme sözü Örnek: Bre Arslan Bey! Sen bu işi kolay mı sanırsın? S. Çokum “Be” yerine kullanılan bir seslenme sözü. “Vay” anlamında şaşma bildiren bir seslenme sözü. Devamını Oku

  • acımak: Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Acılı, ağrılı olmak Örnek: Şaşkınlığından bir kestane yığınına çarptı, canı acıyordu. S. F. Abasıyanık Başkasının acılı durumundan üzüntü duymak Örnek: Bu boş localar, boş sandalyeler karşısında yorulan sanatkârlara acıyordum. M. Devamını Oku

  • iken: Esnasında, …-dığı / -diği hâlde, …-dığı / -diği zaman Örnek: Dil bizim dilimiz iken, kitabımız bizim yabancımız olmuştu. M. Ş. Esendal Devamını Oku

  • dökülmek: Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak Örnek: Tepesinden saçları bir hayli dökülmüştü. S. F. Abasıyanık Kumaş dökümlü olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Devamını Oku

  • püskürmek: Ağzında bulunan bir sıvı veya toz durumundaki bir şeyi hızla savurtarak dışarı çıkarmak. Yanardağ lav çıkarmak, indifa etmek. Devamını Oku

  • gözü kapalı: Çevresinde olanlardan haberi olmayan (kimse) Örnek: Hem, bizim çocuklarımız gözü kapalı, masum çocuklar… R. N. Güntekin Düşünmeden, duraksamadan. Devamını Oku

  • hayalci: Bir şeyi gerçekleşmiş gibi kabul edip zihninde tasarlayan kimse. Karagöz oynatan kimse, hayalî. Devamını Oku

  • koltukçu: Koltuk yapan veya satan kimse. Eski ev eşyası alıp satan kimse. Devamını Oku

  • softa: Medrese öğrencisi Örnek: Okuyanlardan biri on altı, on yedi yaşlarında genç bir softa. M. Ş. Esendal İlmiyeden olanlara aşağılamak amacıyla verilen ad. Bir görüşe, bir inanışa körü körüne bağlanan kimse Örnek: İnandığından başka inanılacak şey Devamını Oku

  • dehşet: Bir tehlike veya korkunç bir şey karşısında duyulan ürküntü, yılgı Örnek: Olduğum yerde korkudan ve dehşetten donmuştum. S. F. Abasıyanık Olağanüstü Örnek: Sen büyüdükçe dehşet bir şey oluyorsun. R. N. Güntekin Olağanüstü şeyler karşısında şaşma anlatan bir söz. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar