uluhiyeti mutlaka sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte uluhiyeti mutlaka kelimesinin manası:

  1. Kayıt altında olmayan, mutlak uluhiyet. Ancak bir tek İlahın mabud oluşu.(Evet, nev'-i beşerin her taifesi birer nevi ibadetle fıtri gibi meşgul olması ve sair zihayatın belki cemadatın dahi fıtri hizmetleri birer nevi ibadet hükmünde bulunması ve kainatta maddi ve manevi bütün nimetlerin ve ihsanların herbiri bir Ma'budiyet tarafından hamd ve ibadeti yaptıran perestişe ve şükre birer vesile olmaları ve vahiy ve ilhamlar gibi bütün tereşşuhat-ı gaybiye ve tezahürat-ı maneviyenin, bir tek İlahın ma'budiyetini ilan etmeleri; elbette ve bedahetle bir uluhiyyet-i mutlakanın tahakkukunu ve hüküm-ferma olduğunu isbat ederler. Ş.) (Osmanlıca'da yazılışı: uluhiyet-i mutlaka)

uluhiyeti mutlaka ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • rububiyyeti mutlaka: Herşeyi kaplayan ve idaresi altına almış olan Allah’ın rububiyeti.(Evet bütün kainatta hususan zihayatlarda ve bilhassa terbiye ve iaşelerinde her tarafta aynı tarzda ve umulmadık bir surette beraber ve birbiri içinde hakimane, rahimane bir dest-i gaybi tarafından olan bir tasarruf-u amm elbette bir Rububiyyet-i mutlakanın tereşşuhudur ve ziyasıdır ve tahakkukuna bir bürhan-ı kat’idir. Madem bir Rububiyyet-imutlaka Devamını Oku

  • rububiyyeti mutlaka: Herşeyi kaplayan ve idaresi altına almış olan Allah’ın rububiyeti.(Evet bütün kainatta hususan zihayatlarda ve bilhassa terbiye ve iaşelerinde her tarafta aynı tarzda ve umulmadık bir surette beraber ve birbiri içinde hakimane, rahimane bir dest-i gaybi tarafından olan bir tasarruf-u amm elbette bir Rububiyyet-i mutlakanın tereşşuhudur ve ziyasıdır ve tahakkukuna bir bürhan-ı kat’idir. Madem bir Rububiyyet-imutlaka Devamını Oku

  • uluhiyeti sariye ve hayatı s: Vahdet-Ül vücud ehlince kullanılan tasavvufi tabirler olup; İlahi sıfatların ve hayatiyetin eşyaya sirayet etmesi, yani tecelli etmesi manasında olan bu tabirlerden, ehil olmayanlar; Allah’ın tecessümünü veya eşyaya hulul’ünü veya eşya ile ittihad ve ittisal’ini zu’metmek gibi batıl vehimlere düştüler. Bu mes’eleye dair Mesnevi-i Nuriye’den nakledeceğimiz veciz bir paragraftan bu tabirler daha iyi anlaşılabilir: Devamını Oku

  • istiarei mutlaka: (Temlihiye veya tehekkümiye) Edb: Şaka, latife veya alayı içine alan bir istiaredir. Mesela: Tilkinin eşeğe “gelsem olmaz mı huzura, a benim aslanım” demesi gibi… (Edb.S.) (Osmanlıca’da yazılışı: istiare-i mutlaka) Devamını Oku

  • iarei mutlaka: Bir mülkün, bir eşyanın sahibi tarafından hiç bir şart ve kayda bağlı kalmayarak başka birine ödünç verilmesi. (Osmanlıca’da yazılışı: iare-i mutlaka) Devamını Oku

  • uluhiyeti sariye ve hayatı sariye: Vahdet-Ül vücud ehlince kullanılan tasavvufi tabirler olup; İlahi sıfatların ve hayatiyetin eşyaya sirayet etmesi, yani tecelli etmesi manasında olan bu tabirlerden, ehil olmayanlar; Allah’ın tecessümünü veya eşyaya hulul’ünü veya eşya ile ittihad ve ittisal’ini zu’metmek gibi batıl vehimlere düştüler.Bu mes’eleye dair Mesnevi-i Nuriye’den nakledeceğimiz veciz bir paragraftan bu tabirler daha iyi anlaşılabilir:”Evet, delil içinde neticeyi Devamını Oku

  • uluhiyeti sariye ve hayatı sariye: Vahdet-Ül vücud ehlince kullanılan tasavvufi tabirler olup; İlahi sıfatların ve hayatiyetin eşyaya sirayet etmesi, yani tecelli etmesi manasında olan bu tabirlerden, ehil olmayanlar; Allah’ın tecessümünü veya eşyaya hulul’ünü veya eşya ile ittihad ve ittisal’ini zu’metmek gibi batıl vehimlere düştüler.Bu mes’eleye dair Mesnevi-i Nuriye’den nakledeceğimiz veciz bir paragraftan bu tabirler daha iyi anlaşılabilir:”Evet, delil içinde neticeyi Devamını Oku

  • ekseriyeti mutlaka: Yarımın bir fazlasıyla elde edilen ekseriyet, mutlak ekseriyet. (Osmanlıca’da yazılışı: ekseriyet-i mutlaka) Devamını Oku

  • mutlaka: Kesinlikle Örnek: Mutlaka sabırsızlığından kendi kendine soyunmaya girmiştir. Y. K. Karaosmanoğlu Devamını Oku

  • absolutely mutlaka: Mutlak Devamını Oku

  • kıymet i mutlaka: Bk. salt değer Devamını Oku

  • acclaim 1: BağŸIrarak/AlkışŸLayarak/Tezahüratla (birini) (bir şŸey) ilan etmek: They acclaimed him emperor. Büyük bir tezahüratla onu imparator ilan ettiler. övmek, alkışŸlamak. Devamını Oku

  • tereşşuhat: (Tereşşuh. C.) Terlemeler, sızmalar, sızıntı yapmalar. (Osmanlıca’da yazılışı: tereşşuhât) Devamını Oku

  • tezahürat: Bağırıp çağırarak, alkışlayıp tempo tutarak yapılan gösteri Örnek: Bazı davetliler giderken gençler tempo tutup tezahürat yapıyorlardı. H. Taner Hastalıklarda belirtiler. (Tezahür. C.) Görünüşler. Gösterişler. Gösteriş için toplanmak. (Osmanlıca’da yazılışı: tezahürât) Devamını Oku

  • hidematı imaniye: İmani hizmetler. (Kur’an-ı Kerim’i ve manasını öğrenmeğe vesile olmak; imani şüphelerin giderilmesine çalışmak; İslamiyetin, hak din olduğunu isbat etmek veya isbata vesile olmak gibi.) Görülen hizmetler. Eşyanın ve mahlukatın lisan-ı hal ile esma-i İlahiyeye ait yaptıkları tesbih ve ibadetleri. (Osmanlıca’da yazılışı: hidemat-ı imaniye) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar