uzuv sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte uzuv kelimesinin manası:

  1. Organ, üye.
  2. Unsur
    Örnek: Aruz, şiir lisanımızın vücudunda bel kemiği gibi esaslı bir uzuvdur. Y. K. Beyatlı
  3. Bk. organ

uzuv ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • sembolik uzuv: Bk. simgesel organ Devamını Oku

  • anasıl: Kökten, asıl olarak, esaslı bir biçimde Örnek: Anasıl asker ve erkek bir kavim olmadıkları için askerliğin şanından hiçbir zaman nasipleri yoktur. Y. K. Beyatlı Devamını Oku

  • ahlatı erbaa: Bedende bulunduğu varsayılan dört öğe. İnsan vücudunda varlığı kabul edilen dört unsur veya üsareler. (Osmanlıca’da yazılışı: ahlat-ı erbaa) Devamını Oku

  • language: Dil, lisan Konuşma kabiliyeti Herhangi Devamını Oku

  • fesahat: Anlatışta düzgünlük ve açıklıkla birlikte amaca uygunluk Örnek: Edebî lisanı o zamanki fesahatine ve tabiatına göre güzelleştirdiler. Y. K. Beyatlı object moved object moved to here. (Bak: Fasahat) Devamını Oku

  • darbımesel: Atasözü, atalar sözü Örnek: Diğer ülkelerde Türk gençleri gibi kahraman, Türk kızları gibi ince, Türk gibi hür yollu darbımeseller vardı. Y. K. Beyatlı Devamını Oku

  • afet: Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Kıran. Devamını Oku

  • belli: Beli olan Örnek: Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin? N. Araz Bilinmedik bir yanı olmayan, malum Örnek: Hâlimiz, vaktimiz sizce belli. H. R. Gürpınar Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr Örnek: Kıyafetinden söyleyeceği şeyin ciddiyeti belli. Ö. Seyfettin Belirli, muayyen Örnek: Belli toplumsal evreler ve iktisadi çevrelerdeki şiir biçimi olan aruz … S. Birsel Devamını Oku

  • atlı: Atı olan. Ata binmiş kimse, süvari Örnek: Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. Y. K. Beyatlı Binek atı kullanan (asker veya asker sınıfı) Örnek: Biraz Devamını Oku

  • sırça: Cam Örnek: Mermere düşen sırça gibi tuz buz oldu. A. Gündüz Camdan yapılmış Örnek: Kadınlar kollarında birçok sırça bilezikler taşırlardı. Y. K. Beyatlı Devamını Oku

  • ülfet: Alışma, kaynaşma. Tanışma, görüşme Örnek: Temiz ve metin bir insan olduğu ilk ülfetinden anlaşılırdı. Y. K. Beyatlı Dostluk, ahbaplık Örnek: Ülfet belalı şey fakat uzlet sıkıntılı / Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı. Y. Devamını Oku

  • öge: Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri, unsur, eleman. Başka şeylerin kendisinden türediği ilk madde, ilke, unsur. Devamını Oku

  • endoskopi: İnsan vücudunda, organ veya kovuk içlerinin endoskopla muayenesi. İçbakı Devamını Oku

  • organ nakli: İşlevini yitirmiş bir organın yerine sağlam bir organı koyma, organ aktarımı, transplantasyon Örnek: Nasıl bazı organ nakillerinde vücut yabancı organı atıyorsa, dil de bunu atar. B. Felek Tedavi amacıyla vücudun içine yabancı bir maddeyi (organ, doku veya ilave) ameliyatla yerleştirme. Devamını Oku

  • akide: Bir şeye inanarak bağlanış, inanç, din inancı Örnek: Akidesini esvap gibi değiştirebilen, vicdanını adi bir eşya gibi satan insanlar bu dünyada az değildir. Ö. Seyfettin Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri Örnek: Ağızları ve elleri yaladıkları akideden kıpkırmızı bir hâlde geçiyorlardı. Y. K. Beyatlı Bk. öğreti Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar