varoluş aydınlanması sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte varoluş aydınlanması kelimesinin manası:

  1. Jaspers'in koymuş olduğu bir varoluş felsefesi kavramı: Yalın deneyi (yaşantıyı) aşıp insanın kendine özgü varlığını aydınlığa çıkarma. Bu kavramla, insanın gerçekte ne olduğunu ve ne olabileceğini anımsatmaya ve canlandırmaya çalışılır, giderek insan, nesneleştirici ve saptayıcı ilkelerden yüz çevirerek özgür olmaya çağrılır, çünkü bu tür ilkeler, varoluşun asıl gerçekliğini, tarihselliğini ve özgürlüğünü zorunlu olarak yozlaştırırlar.

varoluş aydınlanması ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • varoluş aydınlanması: Jaspers’in koymuş olduğu bir varoluş felsefesi kavramı: Yalın deneyi (yaşantıyı) aşıp insanın kendine özgü varlığını aydınlığa çıkarma. Bu kavramla, insanın gerçekte ne olduğunu ve ne olabileceğini anımsatmaya ve canlandırmaya çalışılır, giderek insan, nesneleştirici ve saptayıcı ilkelerden yüz çevirerek özgür olmaya çağrılır, çünkü bu tür ilkeler, varoluşun asıl gerçekliğini, tarihselliğini ve özgürlüğünü zorunlu olarak yozlaştırırlar. Devamını Oku

  • varoluşçuluk: Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti, egzistansiyalizm. Çağımızın bir felsefe akımı. Varoluşçu felsefe düşüncesini temel olarak alan bütün düşünsel uğraşılara verilen ad. Danimarkalı düşünür Devamını Oku

  • varoluşça: Heidegger’in koymuş olduğu bir varoluşçuluk felsefesi kavramı: İnsan yaşamının varlığına (var olmasına) ilişkin olan, varoluşunu kuran şey. İnsanın var olma biçimi; insan varoluşunun yapısını dile getiren. 2- Varoluşsallığı içindeki kendi varoluşunu anlama olarak varlığı anlamaya ilişkin; varoluşsallığa ilişkin. Devamını Oku

  • varoluş: Yaşama, var olma, bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu değil, var olduğu olgusu, mevcudiyet, öz karşıtı Örnek: Artık yaradılışının, varoluşunun, hayatla ödüllendirilişinin sebebini bilmektedir. T. Buğra Var olan, gerçeğe dayalı olarak var olan, gerçek varlık; özün karşıtı, bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu değil, var olduğu olgusu. Şöyle ya da böyle biçim almış her türlü özelliklerin dışında burada Devamını Oku

  • varoluş biçimleri: Heidegger’in varoluş felsefesinin kavramı: İnsan varlığının ya da varoluşunun varlık (varolma) belirtileri ya da temel yapıları. // Bunlar nesnel düşünce belirlenimleri olan kategorilerin karşıtı olarak, insan varoluşuyle ilgili belirlenimlerdir. (Ör. Dünyada olma, birlikte olma, anlama, durum, kaygı, korku.) İnsanın dünyası nesnel ölçeklerle ölçülemez, niteliksel belirlenimler olanvaroluş biçimleriyle ölçülebilir ancak. Dünyada-olma uzayla ilgili bir belirlenim değil, Devamını Oku

  • varoluşçu tiyatro: İnsanı evrenin merkezine koyan, ülkücü dünya görüşüyle insanın dışa ve kendine olan yabancılığını, yalnızlığını vurgularken bireyin davranışlarıyla var olduğunu, karar zorunluğu ve sorumluluğuyla kendini gerçekleştirdiğini savunan anlayışın tiyatrosu. Başlıca yazarları arasında Albert Camus ve Jean-Paul Sartre vardır. Devamını Oku

  • varoluşçu etik: Bilimsel ve nesnel düşüncenin ifade ettiği nedenselliğin bir yanılsama olduğunu göstermeyi ve insanlara unuttukları özgürlük duygusunu anımsatmayı hedefleyen, ayrıca insanın kendi yaşamına ilişkin kararlarda mutlak bir özgürlük içinde olduğunu ileri süren görüş, egzistansiyalist etik. Devamını Oku

  • varoluşçu: Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma Örnek: İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık Bir değer yaratan emek. Birinden istenen hizmet Devamını Oku

  • varoluşçu ruhbilim: İnsan davranımının, olabilirlik açısından ya da ülküsel bakımdan değil de duyumlar, imgeler ya da duygular gibi gerçek ve nesnel verilere göre incelenmesi gerektiğini savunan ruhbilim görüşü. Devamını Oku

  • aydınlanma: Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi. Devamını Oku

  • eytişimsel özdekçilik: Marx’in, Engels’le birlikte geliştirdiği, Hegel’in eytişimsel gelişme düşüncesini ilke olarak alıp, bunu, kendi deyişle, “başaşağı” eden, felsefe öğretisi: Evreni devinim içindeki özdekten oluşmuş bir bütün olarak göz önüne alan “evren üzerine genel kuram”. Bu kuramda şu ilkeler yer alır: a. Evrenin yapısı özdekseldir; özdek, bilincin dışında ve bilinçten bağımsız bir gerçeklik olarak vardır; evrenin varoluş Devamını Oku

  • aydın: Işık alan, ışıklı, aydınlık. Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver Örnek: Akşam gazetesi, yurt aydınlarıyla konuşarak bizde niçin yazar yetişmediğinin sebeplerini araştırdı. O. V. Kanık Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya Devamını Oku

  • aydınlatma: Sahnelerin ışıklandırılması işi. Aydınlatmak işi. Devamını Oku

  • aydınger: Parlak yüzeyli, saydam, mimarlıkta çizim için kullanılan özel bir kâğıt. Devamını Oku

  • aydınlatmak: Karanlığı giderip görünür duruma getirmek Örnek: Işık yüzüne tam tepeden düşüyor ve onu iyice aydınlatıyordu. T. Buğra Bir sorun üzerine bilgi vermek. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar