yani sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte yani kelimesinin manası:

  1. "Demek, şu demek ki" anlamlarında bir söz
    Örnek: Rıza Efendi de belki bu yüzden yani perde niçin açılmıyor diye sinirleniyor. T. Buğra
  2. "Sözün kısası, doğrusu" anlamlarında bir söz
    Örnek: Tesadüf ama bu kadar olur yani. H. Taner

yani ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • kırk yıllık yani olur mu kani: Eskimiş bir alışkanlık kolay kolay değişmez. Devamını Oku

  • bellemek: Öğrenip akılda tutmak Örnek: Kasım lodosla girdi mi kış yumuşak olur diye bellemiş atalarımız. H. Taner Sanmak Örnek: Yumuşak, sabırlı, şefkatli bir insan bellemişsin. H. Taner Bel denilen araçla toprağı işlemek, aktarmak. Devamını Oku

  • ihtiyaten: Her duruma, her ihtimale karşı, ilerisini düşünerek Örnek: O vakte kadar belki başkasına satarlar diye ihtiyaten kapattım. R. N. Güntekin Devamını Oku

  • mean 1: Anlamına gelmek: Does that mean she´ll be late? Yani geç mi gelecek? To the egress means to the exit. Mahrece demek çıkışŸa demek. amaçlamak, niyet etmek, niyetlenmek: He had meant to come early. Erken gelmeyi amaçlamışŸtı. He really means to do it. Onu yapmaya azmetti. demek istemek, kastetmek: What do you mean? Ne demek istiyorsun Devamını Oku

  • elhak: Gerçekten, hiç şüphesiz, doğrusu Örnek: Ama yazdığını da elhak güzel yazardı. H. Taner Hakkın ta kendisi. Tam doğrusu. Tam gerçekten. (Osmanlıca’da yazılışı: el-hak) Devamını Oku

  • so: Böyle, şöyle, öyle, bu suretle Bu kadar Devamını Oku

  • sırf: Yalnızca Örnek: Sırf vazife diye yaptığım bu ufak tefek hizmetler boşa gitti. R. N. Güntekin Tümüyle, bütün olarak, büsbütün Örnek: Kâhinliğimin sırf bir tesadüfe dayandığı oy birliği ile kabul edildi. H. Taner Sadece, Bk. salt Devamını Oku

  • eh: “Olur, peki veya fena değil” anlamlarında kullanılan bir söz Örnek: Eh! Bize gerekli olan da o; bütçemizi doğrultur, pansiyoner olmaktan vazgeçeriz. A. İlhan Bezginlik anlatan bir söz Örnek: Eh, dün geceki kafayla bu kadarı olacaktı elbet! N. Cumalı Devamını Oku

  • nebean: Kaynayıp yerden çıkmak. Pınar suyunun çıkışı. Fışkırmak.(Demek ki şu enharın nebeanları, adi ve tabii ve tesadüfi bir iş değildir. Belki pek harika bir surette Fatır-ı Zülcelal onları sırf hazine-i gaybdan akıttırıyor. S.) Devamını Oku

  • nebean: Kaynayıp yerden çıkmak. Pınar suyunun çıkışı. Fışkırmak.(Demek ki şu enharın nebeanları, adi ve tabii ve tesadüfi bir iş değildir. Belki pek harika bir surette Fatır-ı Zülcelal onları sırf hazine-i gaybdan akıttırıyor. S.) Devamını Oku

  • efendice: Efendi gibi Örnek: Her hâli ile insancıl, sevecen, efendice bir tavırdır. H. Taner Efendi gibi, efendiye yaraşır bir biçimde. Devamını Oku

  • ağırbaşlılık: Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet Örnek: Sonra olgun yaşına yaraşan bir ağırbaşlılıkla, temkinli temkinli, efendi efendi yoluna devam etti. H. Taner Devamını Oku

  • leş kargası: Asalak, birinin üzerinden çıkar sağlayan Örnek: Belki de bu yüzden Kâmil Bey oğlundan hep leş kargası diye bahsederdi. S. Dölek Kargagillerden, Avrupa ve Asya’da orman, çayır ve bahçelerde yaşayan, başı kara, vücudu kül rengi bir kuş (Corvus cornis). Devamını Oku

  • derinden derine: Uzaklardan Örnek: Derinden derine ırmaklar ağlar / Uzaktan uzağa çoban çeşmesi. F. N. Çamlıbel En iyi biçimde, en ince ayrıntılarına kadar Örnek: Hayri Efendi medrese ilimlerini derinden derine bilen bir zat değildir. H. Taner Devamını Oku

  • efendi efendi: Uslu uslu Örnek: Bu gece buraya klarnet çalmaya değil, efendi efendi oturup rakı içmeye, mehtabı seyretmeye gelmiş. H. Taner (efe’ndi efe’ndi) Dikkat çekmek veya paylamak amacıyla kullanılan bir seslenme sözü. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar