yatay bulaşma sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte yatay bulaşma kelimesinin manası:

  1. Enfeksiyöz etkenlerin bir canlıdan diğerine temas, hava, canlı ve cansız aracılarla bulaştırılması veya taşınması, horizontal bulaşma.

yatay bulaşma ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • iyatrojenik bulaşma: Enfeksiyöz etkenlerin hekim, sağlık personeli veya ekipmanları aracılığıyla bulaştırılması. Devamını Oku

  • lateral bulaşma: Horizontal bulaşma Devamını Oku

  • bulaşma: Bulaşmak işi. Bir mikrobun, hastalığın ya da bir bakteri veya virüsün diğer bir canlıya dağılması. Kontaminasyon. Devamını Oku

  • horizontal bulaşma: Yatay bulaşma. Bulaşıcı hastalık etkeninin enfekte balıktan diğer bir balığa iletilmesi, yatay geçiş, lateral bulaşma. Devamını Oku

  • bulaşıcı: Birinden başkasına geçen, bulaşan, sâri. İnsanlar veya hayvanlar arasında taşınabilen hastalıklar için kullanılan terim. Devamını Oku

  • iatrogenik bulaşma: Hekim tarafından yapılacak bir hata sonucu hastalık yapıcı etkenlerin vücuda girmesi. Devamını Oku

  • bulaşıcı hastalık: Mikrop yolu ile yayılan hastalık. Enfeksiyöz bir etken veya onun ürünlerinin konak vücudunda bulunmasından dolayı normal fonksiyonlarını yerine getirememesi sonucu konakçının sağlık durumunda meydana gelen değişiklik, enfeksiyöz hastalık, kontagiyöz hastalık. Devamını Oku

  • radyoaktif bulaşma: Canlıların ya da çevrenin radyoaktif maddelerle kirlenmesi. Radyoaktif kontaminasyon. Devamını Oku

  • bulaşıcı çiftleşme tümörü: Erkek ve dişi köpeklerde görülen bulaşıcı veneral tümör. Erkekte penis ve prepusyum; dişide vulva ve vajinada bulunduğu gibi, her iki cinsiyette yüz ve bacaklarda da görülür. Bulaşma çiftleşme, ısırma, yalama ve diğer temas yollarıyla olur, transmissibl veneral tümör, TVT. Devamını Oku

  • bulaşık: Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak Örnek: Tava indirilir, tepsilere dökülür, tepsiler güneşe konur, yıkanacak bulaşıklar kuyu başına götürülür. M. Ş. Esendal İz, etki, kalıntı Örnek: Daha balayının bulaşığı geçmedi. B. Felek Bulaşmış olan. Devamını Oku

  • bulaşıcı ektima: Koyun ve keçilerin dil, diş eti, damak, dudak, meme, yüz ve ayaklarda, seyrek olarak yemek borusu ve ön midelerde üremeli değişimler, dikensi tabakadaki epitel hücrelerinde sitoplazmik inklüzyonlarla belirgin, insanlara da bulaşabilen Poxviridae ailesinde yer alan parapoksvirüsün neden olduğu bir hastalığı, bulaşıcı püstüler dermatitis, enfeksiyöz dudak dermatitisi, orf, kabuklu ağız, kontagiyöz ektima. Devamını Oku

  • bulaşkan büyü: Bir bütünün parçalarıyla bir arada bulunduktan sonra, birbirlerinden ayrılan canlı ya da cansız nesnelerin birbirleriyle sürekli ilişki ve etkileşim altında bulunduklarını öngören büyü türü. krş. benzerduyusal büyü, öykünümsel büyü. Devamını Oku

  • bulaştırma: Bulaştırmak işi veya durumu. Bulaşıma yol açma olayı. Devamını Oku

  • bulaşkan: Bulaştığı yerden kolay temizlenemeyen, yapışkan. Sataşma, kavga etme alışkanlığı olan. Devamını Oku

  • sığırların bulaşıcı rinotrakeitisi: Sığırların üst solunum yolları, trahea ve konjunktivada yangısal lezyonlarla belirgin, sığır herpesvirüs Tip-I tarafından oluşturulan, akut ve bulaşıcı bir hastalığı, enfeksiyöz sığır rinotrakeitisi, İBR, kırmızı burun hastalığı, koyital ekzantem, koyital vezikular egzantem. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar