yekinmek sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte yekinmek kelimesinin manası:

  1. Davranmak, olduğu yerden fırlamak, ayağa kalkmak, kalkmak için hareket etmek, kımıldamak
    Örnek: Nihayet içlerinden biri yekindi, okumakta devam etti, ötekiler sustular. M. Ş. Esendal
  2. Gereğinden fazla gayret sarf etmek.

Sponsorlu Bağlantılar

yekinmek ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • aşırı: Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın Örnek: Ticaret az gelişmiş toplumlarda aşırı bir gelişme gösterir. O. Rifat Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit. Gereğinden fazla, çok. Devamını Oku

  • stir: Hapishane, (slang) kodes (-red,-ring) karıştırmak Devamını Oku

  • yol: Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer Örnek: Bahçeleri bahçelere toprak yollar bağlardı. Devamını Oku

  • fazla: Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade Örnek: Yaşamak için çok zorluk çekiyordu. Fazla olarak hastaydı. R. N. Güntekin Daha çok, aşkın Örnek: Biz ancak Cumhuriyet devrinde elli yıldan fazla bir barış devri geçirmişiz. B. Felek Artmış olan. Devamını Oku

  • gitmek: Bir yere doğru yönelmek Örnek: Yol yaptırmaktan maksat, insanların gitmek istedikleri yere, güvenle, rahatça gidip gelmelerini sağlamaktır. N. Cumalı Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Çıkmak, ulaşmak. Devamını Oku

  • lever: Manivela, manivela kolu Fazla gayret sarfına vasıta olan şey Devamını Oku

  • purr: Kedi gibi mırlamak Kedi mırlaması. Devamını Oku

  • şahlanmak: At, ön ayaklarını yerden keserek arka ayakları üstünde durmak, şaha kalkmak Örnek: Altımdaki beygir acı acı kişneyerek şahlanır gibi oldu. O. C. Kaygılı Taşkınlık göstermek, coşmak, kükremek Örnek: Gösterdiğimiz kahramanlıklar, harp meydanlarında asırlarca şahlanmış Türk yiğitliği kendilerine layık olacağı kadar yazılabilmiş değildir. A. Ş. Hisar Parlamak, ışıldamak Örnek: Zifirî siyah üstüne iki tane açık, iki tane de orta koyulukta dört renk serpildi mi Devamını Oku

  • overexpose: Gereğinden fazla teşhir etmek Foto filme fazla poz vermek. Devamını Oku

  • oynamak: Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak Örnek: Çimenler üzerinde çocuklar oynuyor, kuzular otluyor. H. R. Gürpınar Herhangi bir tutku, ilgi vb. sebeple bir şeye kendini vermek Örnek: Babalar çocuklarının yanında rakı içer, kumar oynarsa, çocuklar da ayyaş … olurlar. B. Felek Kımıldamak, hareket etmek. Devamını Oku

  • started: Başlamak, koyulmak, yola çıkmak, kalkmak, hareket etmek, kaynaklanmak, fırlamak, çalışmak (motor), ürkmek, irkilmek, başlatmak, çalıştırmak, çıkarmak, kurmak, desteklemek, yöneltmek, tartışmaya açmak, ürkütmek, korkutup kaçırmak, gevşetmek BaşŸLat(Mak) Devamını Oku

  • bend over backwards: Daha fazla önlem almak, aşŸırı çaba sarf etmek, çok çaba harcamak, çok uğŸraşŸmak, elinden geleni yapmak (bir şŸeyin gerçekleşŸtiğŸinden emin olmak için) Devamını Oku

  • get on the ball: Çok uğŸraşŸmak(Argo) çok gayret sarf etmek, çaba göstermek Devamını Oku

  • çırpınmak: Acı ile debelenmek Örnek: Bir oltanın iğnesinde çırpınan bir balık. O. V. Kanık Kaslar birdenbire kendiliğinden ve düzensiz bir biçimde kımıldamak, ihtilaç etmek. Ses çıkararak hafifçe dalgalanmak Örnek: Bayrakları arzularımla çırpınan gemiler, bir gün sırtlayıp Devamını Oku

  • formaliteci: Özellikle resmî işlerde yöntemlere, tüzüklere sıkı sıkıya bağlanıp işlerin yürümesini güçleştiren kimse. Biçimci, şekilci, şekilperest, formalist. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar