yıllanmak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte yıllanmak kelimesinin manası:

  1. Üzerinden bir veya daha çok yıl geçmek
    Örnek: ... set üstünde yıllanmış iki çınarın altında oturulur, kahve içilir, konuşulur. M. Ş. Esendal
  2. Bir yılını doldurmak.

yıllanmak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • kırçıllanmak: Kırçıl duruma gelmek, ağarmak Örnek: Saçlarım artık iyiden iyiye kırçıllaşmış. S. Birsel Devamını Oku

  • akçıllanmak: Akçıl duruma gelmek, rengini atmak veya atmış gibi olmak. Devamını Oku

  • büyümek: Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek Örnek: Büyür güzellikleri, vücutları, kısmetleri çocuklar uyurken. F. H. Dağlarca Yetişmek Örnek: İhtiyar Süleyman Çavuşun ellerinde büyüdüm. A. Gündüz Yaşı artmak, yaşlanmak Örnek: Fakat büyüdükçe o kadar sevdiği bu oyunlara veda etmek lazım gelecekti. Ö. Seyfettin Artmak, güçlenmek, şiddeti artmak Örnek: İkinci de okuduktan sonra kavga büyüdü. M. Ş. Esendal Sayıca artmak. Devamını Oku

  • ağıllanmak: Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek. Devamını Oku

  • yüksek: Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan Örnek: … mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı. Ö. Seyfettin Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan Örnek: İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor. H. Taner Güçlü, etkili, şiddetli. Devamını Oku

  • tırtıllanmak: Tırtıl üşüşmek. Devamını Oku

  • anaç: Yemiş verecek durumdaki ağaç Örnek: Bir yıllanmış ağaca anaç derler, babaç demezler. B. Felek Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan. İri, kart Örnek: Ön sıranın başına oturmuş, iki anaç kız, baş başa konuşuyorlar. M. Ş. Devamını Oku

  • yığılmak: Yığma işine konu olmak veya yığma işi yapılmak. Çok sayıda birikmek, toplanmak Örnek: Bütün köşk kapının önüne yığıldı. A. Gündüz Düşmek, yıkılmak, kendini tutamayıp çökmek Örnek: Boğazını yırtan hıçkırıklarla paşanın ayaklarına yığıldı. H. E. Adıvar Devamını Oku

  • yüklemek: Bir yere, taşınması için belli ağırlıkta eşya veya araç gereç koymak Örnek: Vapur sabaha kadar mal yüklüyor. M. Ş. Esendal Bir bilgisayar, disket vb.ne gerekli bilgileri aktarmak. Bir yükümlülük altına sokmak, sorumlu tutmak. Devamını Oku

  • süratli adi yürüyüş: Ağır adi yürüyüşün daha kısa zamanlarda yapılan, daha hızlı biçimi. Devamını Oku

  • yıkılmak: Yıkma işi yapılmak veya yıkma işine konu olmak. Herhangi bir sebeple çökmek, göçmek. Devamını Oku

  • yükselmek: Yükseğe çıkmak Örnek: Derenin sağ tarafında yükselen tepenin yamaçları daha hafif eğimli, daha genişti. N. Cumalı Fiyat, çoğalmak, artmak. Aşaması artmak. Devamını Oku

  • yılgın: Yılmış, korkmuş olan Örnek: Yılgın gözlerle bunlara baktı ve köşedeki tütüncüyü soracak oldu. M. Ş. Esendal Bıkmış, usanmış. Morali bozulmuş, çökmüş Örnek: Böyle manen bozgun, yılgın ve bedenen bitkin bir hâlde köye varıyoruz. Y. K. Devamını Oku

  • öte: Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey, mavera Örnek: Köşklerin biraz ötesinde köy kulübelerine benzer derme çatma evler görülürdü. R. E. Ünaydın Bir şeyin arkadan gelen bölümü. Bulunulan Devamını Oku

  • yıl dönümü: Herhangi bir olayın üzerinden bir yıl geçtikten sonra yeni bir yılın başladığı gün Örnek: Bir yıl dönümü akşamı ufak köşkün önünde oturuyorduk. F. R. Atay Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar